SPECIALIZES in Turkish translation

['speʃəlaiziz]
['speʃəlaiziz]
uzmanlaşmış
expert
specialist
professional
master
pro
specialized
specialised
attending
qualified
adept
özel
special
private
personal
particular
specific
exclusive
custom
unique
intimate
uzman
expert
specialist
professional
master
pro
specialized
specialised
attending
qualified
adept
uzmanlaşmıştır
expert
specialist
professional
master
pro
specialized
specialised
attending
qualified
adept
uzmanlaşan
expert
specialist
professional
master
pro
specialized
specialised
attending
qualified
adept

Examples of using Specializes in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm the founder of a company that specializes in abuse prevention for pets.
Evcil hayvanlara kötü davranılmasını, önlemekte uzmanlaşmış bir şirketin kurucusuyum.
I'm saying Samantha specializes in shady shit.
Samanthanın gizli işlerde uzman olduğunu söylüyorum.
I'm sending along a pro who specializes in this type of situation.
Sana, bu tür durumlarda uzmanlaşmış… profesyonel birini göndereceğim.
Specializes in shady shit.- I'm saying Samantha.
Samanthanın gizli işlerde uzman olduğunu söylüyorum.
Isabel's office specializes in clean water initiatives.
Isabelin ofisi temiz su girişimlerinde uzman.
Specializes in treating panic disorders, social anxiety and agoraphobia.
Panik bozukluk, sosyal kaygı bozukluğu tedavisinde uzman.
Long-range marksmanship. Specializes in.
Uzmanlık alanı… uzun menzilli nişancılık.
The clergy specializes in private conversations in small, quiet places.
Rahipler, küçük ve sessiz yerlerde yapılan özel konuşmalarda… uzmanlaşmıştırlar.
This guy specializes in pit vipers.
Bu delikanlı da çukur engereğinde uzmanlaştı.
What kind of therapist specializes in insults?
Ne çeşit bir terapist aşağılamakta uzmanlaşabilir?
All their potential brain power gets reduced narrows down and specializes.
Potansiyel beyin gücümüz azalır sinirlerin sayısı düşer ve giderek özelleşirler.
You are a globe-trotting botanist who collects rare plants and specializes in bushes.
Sen dünyayı dolaşan bir botanistsin. Nadir bitkiler topluyorsun ve çalılarda uzmansın.
Our laundry specializes in cleaning mint-stained suits.
Bizim çamaşırhane nane lekeli takımları temizleme konusunda uzmanlaşıyor.
Our laundry specializes in cleaning mint-stained suits- How?
Bizim çamaşırhane nane lekeli takımları temizleme konusunda uzmanlaşıyor- Nasıl?
And the brain specializes for it.
Ve beyin bunun için özelleşir.
In promethium-based customized weaponry. Specializes.
Prometyum tabanlı özel silahlarda uzmanmış.
Specializes in pros who pass as little girls.
Küçük kızlar gibi görünen profesyoneller uzmanlığıdır.
Naples specializes in clothes.
Napoli giysi onusunda uzmandır.
Specializes in violence-related trauma. I know a good therapist.
İyi bir terapist tanıyorum… şiddetle alakalı travmalarda uzmandır.
There's a virologist at City College who specializes in rare viruses.
Şehir üniversitesinde nadir virüsler konusunda uzman bir virolog var.
Results: 161, Time: 0.0546

Top dictionary queries

English - Turkish