STUBBLE in Turkish translation

['stʌbl]
['stʌbl]
sakal
beard
stubble
whiskers
anız
stubble
are stalk
sakalı
beard
stubble
whiskers

Examples of using Stubble in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Plaid shirts, Handsome, stubble, never got bullied in high school.
Yakışıklı, kirli sakal, lisede kimse tarafından ezilmemiş. ekose gömlek.
Your stubble… it scratches.
Senin kirli sakalın… çizik.
Jocelyn says the stubble-- How would she put it?
Jocelyn diyor ki, kirli sakal… Nasıl ifade etmişti?
You never said he had stubble. I'm home!
Evdeyim! -Kirli sakalı olduğunu söylememiştin!
You never said he had stubble.
Kirli sakalı olduğunu söylememiştin.
Did you draw stubble dots on your face?
Yüzüne kirli sakal noktaları mı çizdin?
You felt stubble?
Sakallarını mı hissettin?
He had stubble.
Kirli sakalı vardı.
He had gray and brown stubble.
Gri ve kahverengi kirli sakalı vardı.
Some plantation… is burning the stubble of a field.
Bazı çiftliklerin… ekin alanları yanıyor.
Actually, Jessica did want that stubble monkey.
Aslında, Jessica o kıllı maymunu istiyordu.
Saw some stubble in the sink.
Lavaboda bazı kıllar gördüm.
Then He rendered them as stubble devoured.
Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.
And then makes it dark stubble.
Sonra onu kuruyup kararmış bir samana çevirir.
And[then] makes it black stubble.
Sonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir.
And not like I care, but can't you do something about that stubble?
Sana inanamıyorum. Böyle şey yapmazdın İşten çıkamadım da?
It's identical down to Ben Franklin's stubble.
Ben Franklininkilere tıpatıp benziyor.
That's a mustache and some stubble.
Bıyığı ve biraz kirli sakalı var.
Not to mention stubble cures because it's now become physically impossible for me to kiss your face.
Sakal tedavilerini hiç saymıyorum çünkü artık fiziksel olarak yüzünü öpmem imkânsız hale geldi.
For while they be folden together as thorns, and while they are drunken as drunkards, they shall be devoured as stubble fully dry.
Birbirine dolaşmış dikenler gibi, Kuru anız gibi, Yanıp biteceksiniz, ey ayyaşlar.
Results: 59, Time: 0.0515

Top dictionary queries

English - Turkish