TIMESHARE in Turkish translation

devre mülk
timeshares
time-share
a timeshare
devremülkü
time-share
timeshares
devre mülkü
timeshares
time-share
a timeshare
devremülk
time-share
timeshares

Examples of using Timeshare in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You use timeshare spell.
Müştereklik büyüsü'' kullandın.
I have a timeshare in town.
Şehirde bir devre mülküm var.
Layover, timeshare, seminar.
Konaklama, paylaşımlı, seminer.
I have a timeshare in naples.
Naplesta bir devre mülküm var.
He's got a timeshare there. Tahiti maybe.
Belki Tahitidedir. Orada bir devre mülk almıştı.
Jeb's got that timeshare down in Clearwater.
Jebin Clearwaterda devre mülkü var.
Tahiti maybe. He's got a timeshare there.
Belki Tahitidedir. Orada bir devre mülk almıştı.
I have a timeshare in town.
Bak ne diyeceğim; Kasabada bir devre mülküm var.
We also had this timeshare together in Palm Springs.
Palm Springste ortak bir devremülkümüz vardı.
When we found him, he was scraping by on 6 grand a week in a timeshare scam, so we had to drag him out of the gutter.
Onu bulduğumuzda devre mülk tezgahından kaldırdığı haftalık 6 bin dolarla güç bela geçiniyordu. Biz de onu bu bataktan sürükleyerek çıkartmak zorunda kaldık.
It's called a timeshare, but the truth is,
Buna devremülk deniyor ama gerçek şu
I'm keeping the Hawaii timeshare.
tekneyi alabilirsin ama Hawaiideki devremülk benimdir.
To Shirley Bennett, I leave my spacious timeshare in Florida where she can take what's-his-name
Shirley Bennette, Floridadaki geniş devre mülkümü bırakıyorum. Artık adı her ne ise kocasıyla
Peter and the neighbors are notified by mail that they will receive free boats if they attend a timeshare sales pitch.
Peter ve komşuları, bir devremülk satış konuşmasına katılmaları durumunda kendilerine bir tekne hediye edileceğini belirten bir mektup alır.
Donna actually own a timeshare in poipu.
Donnanın da Poipuda bir devremülkleri var.
I have a timeshare in St. Barts.
St. Bartsda benim de bir devremülküm var.
You take our timeshare in aspen, and I'm vindictive?
Aspendeki devremülkü aldın ve kinci ben miyim?
When I lived in Spain, I was often approached about renting timeshare apartments.
İspanyada yaşarken, sık sık devre mülk daireler için aranırdım.
Honey, I can't wait to see Kevin's timeshare later today.
Hayatım, Kevin in devre mülkünü görmek için sabırsızlanıyorum.
We agreed to buy him a timeshare in Mexico for sneaking you out.
Seni çıkarması için Meksikada devre mülk teklif ettik.
Results: 87, Time: 0.0454

Top dictionary queries

English - Turkish