TO MAKE CHANGES in Turkish translation

[tə meik 'tʃeindʒiz]
[tə meik 'tʃeindʒiz]
değişiklikler yapmak
değişiklikler yapmaya
değişiklik yapmaya

Examples of using To make changes in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Wanted to make changes to improve the property. I even resisted when Henry, my husband.
Araziyi geliştirmek için değişiklikler yapmak istediğinde… eşim Henrye karşı bile çıkmıştım.
Even if I keep my mouth shut, no one could resist the temptation to make changes based on that kind of foresight.
Çenemi kapalı tutsam bile kimse günaha karşı koyamaz bu tür bir öngörüye dayalı değişiklikler yapmak.
However, under an agreement with the ruling coalition, he has the right to make changes if needed.
Ancak iktidar koalisyonuyla yaptığı anlaşma uyarınca, gerekirse değişiklik yapma hakkına da sahip.
young politician ready to make changes in our municipality.
benim şahsımda belediyemizde değişiklikler yapmaya hazır, yeni ve genç bir siyasetçi görüyor.
To make changes based on that kind of foresight. Even if I keep my mouth shut, no one could resist the temptation.
Ağzımı açmasam bile öyle bir öngörüye dayanarak… değişiklik yapma cazibesine kimse dayanamaz.
For the first time in 78 years, Turkey is set to make changes to the country's penal code.
Türkiye, 78 yıldan beri ilk defa ülke ceza yasasında değişiklik yapmaya hazırlanıyor.
We may not have authority to make you change your name, but we do have authority to make changes to a firm's leadership when it fails.
İsminizi değiştirmek için yetkimiz olmayabilir ama… bir şirketin yönetimi zayıflarsa… değişiklik yapma yetkimiz var.
We may not have authority to make you change your name, to a firm's leadership when it fails. but we do have authority to make changes.
İsminizi değiştirmek için yetkimiz olmayabilir ama… bir şirketin yönetimi zayıflarsa… değişiklik yapma yetkimiz var.
Lady Hamilton, surely you're not waiting for permission to make changes to your own hotel?
Leydi Hamilton, kendi otelinizde değişiklik yapmak için… izin almayı beklemiyorsunuz, değil mi?
Have you been in a position to make changes to the way the previous government was handling various issues?
Şimdiye kadar hiç, bir önceki hükümetin icraatları konusunda değişiklik yapmak durumunda kaldınız mı?
It seems to me that Djindjic was murdered precisely because of his aim to make changes in Serbia very radical and quick," Matkovic said.
Matkoviç,'' Bana Cinciç, kesinlikle Sırbistanda çok radikal ve hızlı değişiklikler yapma hedefi yüzünden öldürüldü gibi geliyor.'' dedi.
Ask permission from the lessor, if you want to make changes in the dwelling, for example paint a wall.
Duvarları boyamak gibi bir tadilat yapmak isterseniz ev sahibinden izin istemelisiniz.
Last year, Brussels suspended talks on a Stabilisation and Association Agreement with Belgrade because of inadequate co-operation, and Tadic's DS has vowed to make changes.
Geçtiğimiz yıl Brüksel, mahkemeyle yeterli işbirliği yapılmadığı için Belgradın İstikrar ve Ortaklık Anlaşması müzakerelerini askıya almıştı ve Tadiçin DSsi değişiklik sözü verdi.
are the spirits of our ancestors… and that they have the power to make changes in our world.
Ve dünyamızda değişiklik yapabilecek güçlere sahip olduğunu da söylemişti.
That these lights are The shaman woman to make changes in our world. of our village told us… and that they have the power the spirits of our ancestors.
Köyümüzdeki büyücü kadın bize anlatırdı… havadaki ışıklar, atalarımızın ruhlarıymış… ve onların dünyada değişiklikler yapmak için güçleri varmış.
that they have the power to make changes in our world. that these lights are the spirits of our ancestors.
bize anlatırdı… havadaki ışıklar, atalarımızın ruhlarıymış… ve onların dünyada değişiklikler yapmak için güçleri varmış.
And that they have the power to make changes in our world. that these lights are the spirits of our ancestors… The shaman woman of our village told us.
Köyümüzdeki büyücü kadın bize anlatırdı… havadaki ışıklar, atalarımızın ruhlarıymış… ve onların dünyada değişiklikler yapmak için güçleri varmış.
that they have the power to make changes in our world.
atalarımızın ruhlarıymış… ve onların dünyada değişiklikler yapmak için güçleri varmış.
that they have the power to make changes in our world.
atalarımızın ruhlarıymış… ve onların dünyada değişiklikler yapmak için güçleri varmış.
that they have the power to make changes in our world.
atalarımızın ruhlarıymış… ve onların dünyada değişiklikler yapmak için güçleri varmış.
Results: 61, Time: 0.0443

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish