VALVES in Turkish translation

[vælvz]
[vælvz]
vanaları
valve
van
stopcock
kapakçıkları
valve
supapları
valve
vanalar
valve
van
stopcock
vanalarını
valve
van
stopcock
valfler
valve
valf
valve
valflerini
valve
vanaların
valve
van
stopcock
kapakçıklarını
valve
kapakçıklar
valve

Examples of using Valves in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Necessary safety valves are located at suitable points to relieve excessive boiler pressure.
Kazanda aşırı basınç oluşmasını önlemek için uygun yerlere gerekli güvenlik valfleri konulmuştur.
The power outage means we can't open the valves to release it.
Güç kesintisi, basıncı serbest bırakmak için vanaları açamayacağımız anlamına geliyor.
Open the pressure valves manually.
Basınç valflerini manuel olarak açın.
The valves input is the"control signal.
Valf giriş basıncına'' kontrol sinyali'' denir.
The valves, Misha. I don't know.
Vanalar, Misha!- Bilmiyorum.
Water pump, Smaller valves.
Daha küçük valfler. Su Pompası.
And the propellant motor valves. I'm gonna cycle the ACME.
ACMEyi ve motor vanalarını çevireceğim.
These are the mid ship vents, and these are the main induction valves.
Bunlar geminin ortasındaki kapaklar, bunlar da ana endüksiyon valfleri.
These valves have a proven design flaw.
Bu vanaların kanıtlanmış bir tasarım kusuru var.
Check hull valves.
Gövde valflerini kontrol edin.
Electronic computers, using either relays or valves, began to appear in the early 1940s.
Röle veya valf kullanan elektronik bilgisayarlar, 1940ların başında ortaya çıkmaya başladı.
The valves, Misha!
Vanalar, Misha!
The valves on top of the cylinders.
Silindirlerin üstündeki valfler açılıp kapanıyor ki.
These are the mid ship vents, and these are the main induction valves.
Bunlar ortadakilerin, bunlarda ana indüksiyon valfleri.
What if he used a much smaller amount of explosives, But inside the valves themselves?
Çok daha az miktarda patlayıcıyı vanaların içinde kullansa ne olurdu?
The kind made of muscle that opens your heart valves.
Kalp kapakçıklarını açan kas cinsinden.
The valves, Misha! The valves, let's go!
Vanalar, Misha! Vanalar, hadi gidelim!
Check those valves!
Şu valflerini kontrol et!
The sub-sea valves failed and the rig is about to explode.
Deniz altındaki valfler arızalanmış ve platform patlamak üzere.
Spread out around the cityby design. There are nine other valves, What?
Dokuz tane daha valf var. Ne?
Results: 415, Time: 0.0469

Top dictionary queries

English - Turkish