VIGOROUSLY in Turkish translation

['vigərəsli]
['vigərəsli]
şiddetle
violence
violent
abuse
kuvvetlice
force
strength
power
strong
is all-strong
sertçe
hard
tough
rough
strong
harsh
stiff
solid
firm
violent
fierce
amansızca uygulayacağız
gayretle
try
effort
diligence
endeavor
enthusiasm
strive
zeal
work
endeavour
aktif bir şekilde
hararetle
heat
overheated
hot
hızlıca
fast
quick
rapid
speed
swift

Examples of using Vigorously in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
On Beckett's notebook, the word was crossed out vigorously and the new title Ghost Trio written next to it.
Beckettın defterinde bu ismin üzerine kuvvetlice çizilmiş ve yanına yeni başlık olan Hayalet Üçlüsü( Ghost Trio) yazılmıştı.
We will enforce this ban vigorously and anyone organizing or taking part in any such event is liable to immediate arrest.
Bu yasağı amansızca uygulayacağız ve böyle bir organizasyonu düzenleyen veya katılan herkes derhal tutuklanacaktır.
Mrs Chamberlain, you say this child was in the mouth of a dingo which was vigorously shaking its head at the entrance to the tent.
Bayan Chamberlain, bu çocuğun, çadırın girişinde başını kuvvetlice sallayan bir dingonun ağzında olduğunu söylüyorsunuz.
The White House is vigorously denouncing a story… in The Washington Post this morning… accusing the administration of engaging in a secret political war.
Ve yönetimi politik bir savaşla uğraştığı için suçluyor. Beyaz Saray bu sabahki Washington Post gazetesindeki bir haberi şiddetle kınıyor.
The grass grows vigorously during the short intense summer and the are fewer predators than farther south.
Ot kısa süren yazda gayretle büyür ve burada güneydekinden çok daha az yırtıcı bulunur.
Beat these ingredients vigorously with a wire whisk…"… or a rotary beater for two or three minutes.
Bu malzemeleri tel çırpıcıyla veya mikserle iki-üç dakika kuvvetlice çırpın.
and protest vigorously against legalization of gay marriage and abortion.
kürtajın yasallaştırılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar.
The rebel squadron defended their transport vigorously, but we thwarted their attempt to refuel.
Asi filosu nakliye gemilerini güçlü bir şekilde savunmuş fakat biz yakıt ikmali yapma girişimlerini engelledik.
Tadic contends Serbia is vigorously searching for the remaining indictees and is working on successfully finalising co-operation with the UN tribunal.
Tadiç, Sırbistanın geri kalan zanlıları gayretle aradığını ve BM mahkemesiyle işbirliğini başarılı bir şekilde tamamlamak için uğraştığını savunuyor.
Which was vigorously shaking its head at the entrance to the tent. Mrs Chamberlain, you say this child was in the mouth of a dingo.
Bayan Chamberlain, bu çocuğun, çadırın girişinde başını kuvvetlice sallayan… bir dingonun ağzında olduğunu söylüyorsunuz.
I don't suppose you have any objection if we continue to pursue this murder vigorously.
Benim devam edeceğim, buna bir itirazınız olduğunu sanmam. Şiddetle bu cinayeti araştırmaya devam edeceğim.
But we thwarted their attempt to refuel. The Rebel Squadron defended their transport vigorously.
Asi filosu nakliye gemilerini güçlü bir şekilde savunmuş… fakat biz yakıt ikmali yapma girişimlerini engelledik.
Is liable to immediate arrest. and anyone organizing or taking part in any such event We will enforce this ban vigorously.
Ve böyle bir organizasyonu düzenleyen veya katılan herkes, derhal tutuklanacaktır. Bu yasağı amansızca uygulayacağız.
At the time, North Vietnam vigorously denied ever sending troops
O dönemde Kuzey Vietnam güçlü bir şekilde Güney Vietnama silah
You protest again, even more vigorously-- by which I mean you chop off his head.
Sen de bir daha karşı çıkıyorsun, hem de daha güçlü bir şekilde yani kafasını uçuracak kadar demek istiyorum.
While Brussels has responded more vigorously- by imposing economic sanctions- the AKP-led government in Turkey has also spoken out, breaking its initial silence over the issue.
Brüksel daha gayretli tepki verirken -ekonomik yaptırımlar uygulayarak- Türkiyedeki AKP hükümeti de konuyla ilgili sessizliğini bozarak sesini yükseltti.
Papadopoulos helped thwart the last major effort to re-unify Cyprus in 2004 by campaigning vigorously against a plan proposed by then UN Secretary-General Kofi Annan.
Papadopulos, 2004 yılında zamanın BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından önerilen bir plana karşı kuvvetli bir kampanya yürüterek Kıbrısı yeniden birleştirme amaçlı son büyük çabanın suya düşmesine yardım etmişti.
their members pushed more vigorously for the removal of immunity and for limiting its scope.
kapsamının daraltılması yönünde daha gayretli bir çaba içindeler.
upon war's end, will be vigorously tried for war crimes and swiftly punished.
askerlerinin Savaş Suçları Mahkemesinde yargılanıp… sert biçimde cezalandırılacaklarını söyledi.
Somebody six months from retirement failed to see the big picture and didn't vigorously protect children?
Çocukları doğrudüzgün koruyamamış ve büyük resmi görememiş, ve emekliliğine altı ay kalmış biri?
Results: 72, Time: 0.051

Top dictionary queries

English - Turkish