SERT in English translation

hard
zor
sert
sıkı
ağır
sabit
sağlam
somut
katı
tough
zor
sert
güçlü
çetin
sağlam
sıkı
dayanıklı
haşin
küs
rough
zor
sert
kaba
kötü
dalgalı
kabaca
çetin
hoyrat
ham
kabataslak
strong
güçlü
sert
sağlam
koyu
kuvvetli
harsh
sert
acımasız
ağır
zor
acı
kaba
haşin
kırıcı
kötü
katı
stiff
sert
katı
ceset
kaskatı
gergin
kasıntı
tutulmuş
solid
sağlam
katı
sert
som
somut
saf
güvenilir
masif
kaskatı
yekpare
firm
şirket
firma
sağlam
sıkı
sert
sabit
bürosu
violent
şiddet
saldırgan
sert
vahşi
azılı
vahşet
fierce
sert
acımasız
güçlü
kızgın
azgın
korkunç
vahşi
şiddetli
ateşli
öfkeli

Examples of using Sert in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Evet. Kirpiler dışarıdan çok dikenli ve sert olmalarıyla bilinir.
Yes. Hedgehogs are known to be very thorny and sharp on the outside.
Sert oynayacak bir pozisyonda değilsiniz, Sayın Bakan.
You are in no position to play hardball, Mr. Minister.
Biraz daha sert olsaydım… bana itaatsizlikte bulunmayacaklardı. Ama.
If I would been more strict, But… they wouldn't have disobeyed me.
Bu sert'' baba'' konuşması bir şeyi değiştirmiyor. Tamam mı?
The stern"father" voice doesn't change that. Okay?
Birkaç sert kış geçirdik ve birkaç sevgili dostumuzu kaybettik.
We have had some bitter winters and we have lost some dear friends.
Bu katiller sert oynarlar, bilirsin?
These goons, they play hardball, you know?
Bu kadar sert olmak zorunda değilsin.
Uh, you don't have to be so aggressive about it.
İltifattansa sert olmanın bir memuru daha iyi yapacağına inanırdı.
Being strict makes a better officer than praise does. He believed that.
Bu kez sert ol, anladın mı? Tekrar ara.
Call him again, and this time be stern, understand.
Dostum, bana nerede olduğunu söyle. Nerede o sert kız?
My friend, tell me where she is where is that bitter girl?
Sen bu tip hoş, sert, kalın kaşlı ve kelepçeli erkekleri beğenirsin.
You like those cute, brutal types with the eyebrows and the handcuffs.
Sert oynadılar. Kaybettik.
They played hardball. We lost.
Biraz da sert. Biraz tatlıdır.
She's a little cute, and a little stern too.
Güney Afrika hükümetinin sert apartheid politikalarına karşı gösteriler.
Strict apartheid policies flare into shocking violence. Demonstrations against the South African government's.
Hem de çok sert tehditlerde bulunup sonrasında da özür dilediler.
They then… Didn't they apologize? And again, a very aggressive threat.
Sonraki aylarda Brütüs ve Mark Antony, sert rakip olurlar.
Brutus and Mark Antony become bitter rivals In the months that follow.
Doğu yakası kışlarının ne kadar sert olduğu hakkında hiçbir fikrin yok.
You have no idea, those east coast winters are brutal.
Pizza robot yöneticisinin sert hayatını idare edemezdin.
Of the pizza robot manager. You couldn't handle the hardcore life.
Sert oynadığımı biliyorsun.
You know I'm playing hardball.
Başkan Clintonın sert uyarısı sonrası nükleer proje askıya alındı.
After a strict warning from President Clinton the nuclear project has been halted.
Results: 10050, Time: 0.043

Top dictionary queries

Turkish - English