WHITEST in Turkish translation

['waitist]
['waitist]
beyaz
white
caucasian
beyazı
white
caucasian
beyazın
white
caucasian
beyazca
white
caucasian

Examples of using Whitest in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The strangest thing that got people's attention first is it's very bright, it's the whitest object in the Solar System.
Ona dair insanların dikkatini çeken ilk şey parlaklığıdır, güneş sistemimizde ki en beyaz nesne.
I'm going to go inside the world of the whitest weekend activity on the planet.
bugün gezegendeki en beyaz haftasonu aktivitesine gideceğim.
Kenya, hold on. You're a senior manager at one of the whitest firms in the country.
Kenya, bekle. Sen şehirdeki beyaz firmalarından birinde yetkili bir yönetecisin.
be the outcast loner kid, all to move in with the whitest family in America?
çocuk olmamı Amerikadaki en beyaz aileyle yaşamak için mi istiyorsun?
Whitest pelt, greenest eyes. Loyal like you wouldn't believe. Even before I gave her my blood.
Bembeyaz kürkü, yemyeşil gözleri vardı daha ben ona kanımı vermeden bile aklının alamayacağı kadar sadıktı.
truck drivin', and my feet walkin'… you can be sure… that I will bring you the finest of the fine… the largest of the large, and the whitest of the white..
ben yürüyebildiğim sürece… emin olabilirsiniz… Size iyinin en iyisini… büyüğün en büyüğünü ve beyazın en beyazını getireceğim.
HE'S GOT A GRAY BEARD, WHITE HAIR, UH, LONG, AND GLASSES.
Gri bir sakalı, beyaz bir saçı, gözlükleri var.
WHITE FLOUR AND WHITE SUGAR ARE ABOUT THE WORST THINGS YOU CAN PUT IN YOUR BODY.
Beyaz un ve beyaz şeker, vücuduna giren en kötü şeylerdir.
JUST, UM, PROMISE ME YOU WON'T WEAR MATCHING WHITE SUITS.
Şu birbirinin aynısı beyaz takımlardan giymeyeceğine söz ver.
ARE THEY STILL USING A RED, WHITE AND BLUE BALL?
Hâlâ kırmızı, beyaz, mavi topla mı oynuyorlar?
THIS UNSUB IS A WHITE COLLAR CON MAN WHO EMBODIES WHAT BEHAVIORISTS CALL THE DARK TRIAD.
Şüpheli beyaz yakalı bir dolandırıcı ve davranışçıların karanlık üçlü dediği şeye sahip.
THREE COLORS WHITE.
Beyaz Üç Renk.
This many Negroes and whites have not worked together since Gone with the Wind.
Bu kadar çok beyaz ve zenci… Rüzgar Gibi Geçti den beri birlikte çalışmamıştı.
THEY SAY WE'RE LOOKING FOR A WHITE MALE, EARLY 40s.
Beyaz erkek 40 lı yaşlarında.
Whiter teeth, and a more even disposition,
Beyaz dişler ve karakterden bile önemli.
I don't think I have seen him any whiter. And if you betray me.
Onu daha beyaz görmemiştim. Eğer bana ihanet edersen.
THE WORLD IS NOT BLACK AND WHITE. IT'S GRAY.
Dünya siyah beyaz değildir.
I GOT A WHITE MALE IN A SILVER/BLUE VAN AROUND 11:30 THIS MORNING.
Elimde metalik mavi minibüsüyle 11:30 sularında o çevrede gezinen beyaz bir adam var.
PERIMETER, PERIMETER, THERE'S A WHITE TRUCK COMING AT YOU.
Çevre, çevre. Beyaz kamyon size geliyor.
THREE COLORS WHITE.
Üç renk beyaz.
Results: 76, Time: 0.0496

Top dictionary queries

English - Turkish