WICKER in Turkish translation

['wikər]
['wikər]
wicker
hasır
straw
wicker
mat
the tatami
esparto
hasırdan
straw
wicker
mat
the tatami
esparto

Examples of using Wicker in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Into the history books. This is the year, my small friends, that the Wicker Park Wolverines are gonna barnstorm their way.
Bu yıl, küçük dostlarım Wicker Park Wolverinesin… tarih kitaplarına geçecek yolda… yürüdüğü yıl olacak.
Who actually knows something about hockey. the Wicker Park Wolverines could use an assistant coach You tell Padre that when he's back on his feet again.
Papaza yeniden ayağa kalktığında… Wicker Park Wolverinesin hokey hakkında… gerçekten bir şeyler bilen bir yardımcı koça ihtiyacı olacağını ilet.
That the Wicker Park Wolverines are gonna barnstorm their way This is the year, my small friends, into the history books.
Bu yıl, küçük dostlarım Wicker Park Wolverinesin… tarih kitaplarına geçecek yolda… yürüdüğü yıl olacak.
We used to sit around in wicker chairs, drinking margaritas- When we first joined.
Hasır koltuklarda oturup, margarita içiyor, Evet, ilk geldiğinizde çiçekleri izliyorduk.
And then chews through a live power line. A 10-year teller, Marcia Wicker, locks her manager in the bank vault.
On yıllık banka memuru olan Marcia Wicker müdürünü bankanın kasasına kilitleyip… çıplak bir elektrik kablosunu çiğnemiş.
Fantastic. Say, Jason, can you help me get more wicker baskets from the other room?
Şahane. Jason, öbür odadan biraz daha hasır sepet getirmeme yardım eder misin?
And then chews through a live power line. A 10-year teller, Marcia Wicker, locks her manager in the bank vault.
Yıllık veznedar Marcia Wicker müdürünü bankanın kasa dairesine kilitledi… ve sonra bir elektrik kablosunu ısırdı.
Ms. Wicker and I will work together but if we hold it longer than two minutes.
Şimdi Bayan Wicker ile birlikte Flexionu çalıştıracağız.
Ms. Wicker and I will work together.
Şimdi Bayan Wicker ile birlikte Flexionu çalıştıracağız.
it needs to be for, like, wicker baskets at a beach house or the way Cate Blanchett carries herself.
mesela yazlıktaki saz sepetlerden veya Cate Blanchettın kendini nasıl taşıdığından filan söz edeceksin.
The Wicker Man's a brilliant film,
Gizemli Ada efsane bir film
One day your mother and I went on a church picnic and the two of you came floating down the river in little wicker baskets!
Üzgünüm. Bir gün annenizle kilise pikniğine gitmiştik. İkiniz küçük sazdan sepetler içinde nehirde süzülüyordunuz!
Randy Wicker, Barbara Gittings,
Randy Wicker, Barbara Gittings
Despite his early activism, Wicker denounced the riots at a community organizational meeting a week later, saying that"throwing rocks through windows doesn't open doors" and dismissing"disorderly" behaviour as a means to social tolerance.
Kendi erken eylemciliğine rağmen Wicker, bir hafta sonra yer alan topluluk örgütlenme toplantısında'' pencerelere taş atmak kapı açmaz'' diye söyleyerek ve'' düzen bozucu'' davranışların toplumsal hoşgörü için bir vasıta olarak kullanılmasını reddederek ayaklanmaları kınadı.
There's not enough room for all my genius, my desire to play the trumpet, and six years of improv workshops. my tentative plans to purchase a hat, so I'm leaving you with my fear of wicker furniture.
Deham için yeterince yer yok… o yüzden hasır mobilya korkumu… trompet çalma arzumu, şapka alma konusunda belirsiz planlarımı… altı yıllık doğaçlama eğitimimi sana bırakıyorum.
original Gay Activists Alliance(GAA) in 1970, she contributed to a New York-based weekly newspaper named Gay Newsweekly, and co-authored The Gay Crusaders with Randy Wicker.
Gay Newsweekly adlı bir New York merkezli haftalık gazeteye katkı sağladı ve Randy Wicker ile The Gay Crusadersı yazdı.
Install insulation in my attic… and feed geese. climb a ladder… Here's a list of the top five things you're never gonna see me do naked: sit on wicker furniture… jump.
Hasır mobilyaya oturmak, ve kazları beslemek. Asla çıplak olarak yapmayacağım beş şey şunlar: Zıplamak, çatıya yalıtım döşemek, merdiven çıkmak.
What do you say we smash these wicker chairs to bits, put them in the middle of the U-Haul- which is metal… and we burn the wicker chairs and cook the hot dogs on that?
Hasır sandalyeleri parçalara ayıralım, ortaya yığalım, ki burası da metal, sonra da hasır sandalyeleri yakıp sosisleri üzerinde pişirelim?
Paul McGuigan's Wicker Park(2004), Bruce McDonald's The Love Crimes of Gillian Guess(2004), Showtime's Queer as Folk(2003)
Paul McGuiganın Wicker Parkta( 2004), Bruce McDonaldın The Love Crimes of Gillian Guessde( 2004),
the pub landlord Alder MacGregor in Anthony Shaffer's The Wicker Man 1973.
filminde pandomim sanatçısı olarak ve Anthony Shafferın Gizemli Ada( 1973) filminde bar sahibi Alder MacGregor olarak yer aldı.
Results: 166, Time: 0.038

Top dictionary queries

English - Turkish