WIDE OPEN in Turkish translation

[waid 'əʊpən]
[waid 'əʊpən]
tamamen açık
wide open
be completely open
are completely clear
totally clear
are totally open
be perfectly clear
full disclosure
entirely clear
are entirely open
geniş açık
wide open
apaçık
clear
manifest
plain
obvious
open
evident
luminous
illustrious
openly
outright
tamamen açma
wide open
faltaşı gibi açık
wide open
kapılarını ardına kadar açtı
tamamen açıktı
wide open
be completely open
are completely clear
totally clear
are totally open
be perfectly clear
full disclosure
entirely clear
are entirely open
tamamen açıkken
wide open
be completely open
are completely clear
totally clear
are totally open
be perfectly clear
full disclosure
entirely clear
are entirely open
sonuna kadar açıktı
ardına kadar açıktı

Examples of using Wide open in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Wrinkled, short, with his mouth wide open.
Buruşuk, kısa, ağzı da sonuna kadar açık.
If I ever kill you, your eyes will be wide open.
Seni öldürecek olursam, gözlerin faltaşı gibi açık olur.
a different color… Wide open road.
farklı bir saç… Wide open road Teşekkürler.
Tomorrow. It will be wide open to all you boys then.
Yarın hepinize ardına kadar açık olacak. Yarına.
Wide open space. Okay!
Pekala, geniş açık alan!
Let your arms be wide open, to every moment you meet.
Bırak, kolların her ana sonuna kadar açık olsun.
And I heard this song, and it just blew my soul wide open.
Bu şarkıyı duydum… ve bu ruhumun kapılarını ardına kadar açtı.
Wide open spaces, wind in the grass. long lens filming.
Geniş açık alanlar, ırak mercek, otlarda rüzgar.
Keep it wide open.
Onu ardına kadar açık tut.
You leave these doors wide open, computers on, chair running.
Bilgisayarlar ve koltuk çalışırken kapını sonuna kadar açık bırakıyorsun.
Tobin cut Milus wide open.
Tobin Milusu tamamen açık kesti.
And it just blew my soul wide open. And I heard this song.
Bu şarkıyı duydum… ve bu ruhumun kapılarını ardına kadar açtı.
Nostrils wide open. Flesh gone.
Burun delikleri tamamen açıktı. Et falan kalmamıştı.
Crack your skull wide open, maybe even break your heart.
Kafatasının geniş açık çatlak, hatta belki de kalp kırmak..
Fadil found the door wide open.
Fadıl kapıyı ardına kadar açık buldu.
These rich people dead-bolt the doors and leave the windows wide open.
Bu zengin insanlar kapılarını pencerelerini sonuna kadar açık bırakıyorlar.
Even with my eyes wide open I can't see anything!
Gözlerim tamamen açıkken bile hiçbir şey göremiyorum!
Flesh gone. Nostrils wide open.
Burun delikleri tamamen açıktı. Et falan kalmamıştı.
Please come in. Our humble establishment welcomes you with wide open doors.
Lütfen buyurun. Mütevazı işletmemizin kapıları sizin için ardına kadar açık.
Oxygen, wide open.
Oksijen, geniş açık.
Results: 242, Time: 0.0649

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish