WILL LIVE ON in Turkish translation

[wil liv ɒn]
[wil liv ɒn]
yaşayacak
to live
lives
will
's going
have
he will survive

Examples of using Will live on in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Maybe her work… will live on.
Belki onun çalışması yaşamaya devam edecektir.
That legend will live on if you kill me.
Beni öldürürsen efsane yaşamaya devam eder.
The work Hydra has done will live on.
Hydranın yaptığı iş, yaşamını sürdürecek.
That way, when you are gone, your music will live on.
Böylece, siz ölseniz bile, müziğiniz yaşar.
If we eat them, they will become a part of us and will live on.
Tavşanı yersek bizim bir parçamız olur ve bizde yaşamaya devam eder.
When you die on the outside, your mind will live on.
Dışarıda öldüğünde… burada… zihnin yaşamayı sürdürecek.
When you die on the outside… here… with us. your mind will live on.
Dışarıda öldüğünde… burada… zihnin yaşamayı sürdürecek… bizimle.
When you die on the outside, your mind will live on.
Burada… Dışarıda öldüğünde… zihnin yaşamayı sürdürecek.
When you die on the outside… here… with us. your mind will live on.
Burada… Dışarıda öldüğünde… bizimle. zihnin yaşamayı sürdürecek.
Nothing from these apemen will live on.
Bu tür maymun adamlardan hiçbirşey kalmayacak.
Long after you have gone, your powers will live on.
Sen gittikten uzun süre sonra bile güçlerin canlı olacak.
Apophis will live on, and we shall serve him well until we die with honour in his name.
Apophis yaşamaya devam edecek, biz de ona hizmet etmeye devam edeceğiz, onun adına onurlu bir şekilde ölünceye kadar.
beginning of my victory, because my crowning achievement will live on, and someday rule the world.
taçlandırılası başarım yaşamaya devam edecek, ve bir gün Dünyayı ele geçirecek.
The pack rejoices at the male and female's good fortune… and at their own good fortune… for the species has been propagated-- humanity will live on.
Erkek ile dişinin talihini ve sürünün üremesi dolayısıyla kendi talihlerini kutluyor-- insanlık yaşayacak.
her legacy of love will live on.
aşk mirası yaşamaya devam edecek.
Those who find victory in the fighting pits will never become kings, but their names will live on.
Dövüş çukurlarında zafer kazananlar asla kral olamayacak ama isimleri yaşayacak.
But their names will live on. Those who find victory in the fighting pits will never become kings.
Dövüş çukurlarında zafer kazananlar asla kral olamayacak… ama isimleri yaşayacak.
As long as we are in need of him… his spirit will live on.
Ona ihtiyacımız olduğu sürece ruhu yaşamaya devam edecek.
the strongest part of me will live on.
birlikte yarattığımız şey sayesinde yaşamaya devam edecek.
the Marsh pride will live on.
Marsh sürüsü, yaşamaya devam edecek.
Results: 67, Time: 0.0515

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish