WINES in Turkish translation

[wainz]
[wainz]
şarap
wine
port
şaraplar
wine
port
şarapları
wine
port
şarabı
wine
port

Examples of using Wines in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I only have great wines!
Muhteşem şaraplarım var!
Mixing of two wines… could result in a new different flavor.
İki farklı şarabın karışımından şahane bir tat çıkabilir.
We got Italian wines from all over Europe.
İtalyan şaraplarımız var, Avrupanın her yerinden yani.
It's the way we taste wines in Frankia.
Frankiada biz şarapların tadına böyle bakarız.
You're only interested in your expensive wines and raw steaks.
Tek ilgilendiğiniz pahallı şaraplarınız, çiğ biftekleriniz.
And make sure they try our new wines.
Ve yeni şaraplarımızı denediğinden emin olun.
Even Reuter would approve of Frau Witte's wines.
Frau Wittenin şaraplarını Reuter bile beğenirdi.
Accolade Wines.
Şaraplarıyla ünlüdür.
I have never understood wines.
Şaraptan hiç anlamam.
See what red wines you have by the glass?
Kadehte verilen hangi kırmızı şarapların olduğunu görebilir miyim?
Well, you always knew how to pick your wines.
Hep şarabın en iyisini seçerdin.
Do you know the Marquesado de Caleruega wines?
Caleruega Markizi şaraplarını duydun mu?
Not a drop! I have worked like a dog to avoid cheap wines.
Ucuz şaraptan uzak durmak için köpekler gibi çalıştım.- Damlası yok!
It's the way we taste wines in Frankia.
Frankiada şarabın tadına böyle bakarız.
He proceeded to serve some of his great wines.
Harika şaraplarından bazılarını sunmaya başladı.
He said,"Withdraw my wines", and everything… John.
Şaraplarımı ve diğer her şeyi geri çekiyorum'' dedi.
No, I'm trying… I scam people and drink their wines.
İnsanları tokatlayıp şaraplarını içmeye çalışıyorum. Hayır sadece.
Who was faking his vintage wines Laurent Ponsot's crusade to sniff out the fraudster.
Laurent Ponsot firmasının özel şaraplarının sahtesini yapan dolandırıcıyı ortaya çıkarma mücadelesi.
What he brings to the dining experience is that the wines are perfect.
Şarapların mükemmel olması. Onun yemeklere katkısı.
I need wines.
Şaraba ihtiyacım var.
Results: 408, Time: 0.0661

Top dictionary queries

English - Turkish