Examples of using Ödev in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bıktım onlardan. Matematik… iki sayfa ödev.
Bize ödev yaptırdılar.
Bu ödev ya da benzeri İnternette dolaşıyor.
Ödev kontrolü için kullandığımız bir program var.
Buyur hadi. Ee… Ben ödev notumu konuşmak için gelmiştim de.
Ödev yapıyorum. Müşteri var mı?
hiç tamamlamış ödev görmüyorum.
Günde bir kaç ödev çıkartıyorum.
Ödev yapıyorum. Müşteri var mı?
Sonra üniversitede başkaları için birkaç ödev yazdım.
Ama sende o ödev zaten var. Yanılıyor muyum?
Şimdi… bu derste başka resmî ödev vermeyeceğim.
Okumam gereken yerler ve anayasal kanunlar üzerine ödev yapmak için 4 saatim var.
Bu akşam ödev yapacağım.
Çok korkunç. Mezuniyetim için bu ödev şart.
Hayır, gayet iyi. Çalışan yoksullar üzerine ödev yapmak zorundayım.
Ne yapıyorsun? -Tatille ilgili ödev yazmalıyım?
Ödev dısında konusucak birsey yok oda olmadıgına göre.
Bunun üzerine ödev yapmanı istiyorum.
Ödev yapabilecekmişim gibi bir hâlim mi var?