ADAPTE in English translation

adapt
adapte
uyum sağlamak
uyum
uyum sağlar
uyarlayabiliriz
uyarlanabilecek
adjusting to
alışmak
adapte
alışana
alışana kadar
adopted
kabul mi
benimsemek
evlat
edindi
sahiplenmemen
adapted
adapte
uyum sağlamak
uyum
uyum sağlar
uyarlayabiliriz
uyarlanabilecek
adapting
adapte
uyum sağlamak
uyum
uyum sağlar
uyarlayabiliriz
uyarlanabilecek
adapts
adapte
uyum sağlamak
uyum
uyum sağlar
uyarlayabiliriz
uyarlanabilecek
to adjust
alışmak
adapte
alışana
alışana kadar
adjust to
alışmak
adapte
alışana
alışana kadar

Examples of using Adapte in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Çalışma esnasında öğrenip adapte oluyor.
It learns and adapts on the fly.
Doğru. Bağımsız. Kod adapte olan bir zeka yarattın.
Independence. You have created an intelligence with a code that adapts. Correct.
Doğru. Bağımsız. Kod adapte olan bir zeka yarattın.
Correct. Independence. You have created an intelligence with a code that adapts.
Doğru. Bağımsız. Kod adapte olan bir zeka yarattın.
You have created an intelligence with a code that adapts. Independence. Correct.
Anlık bir şekilde öğrenip adapte oluyor.
It learns and adapts on the fly.
Değişir ve adapte olur.
It changes and adapts.
Clayin hücreleri, Shawnanınkilerle temas kurduğunda kadının hücrelerinin özelliklerine adapte oluyorlar.
When Clay's cells come into contact with Shawna's, they adopt her properties.
Tamamıyla adapte oldun.
You adapted your whole being.
Eğer adapte olursanız yaşarsınız.
If you can adjust you will live.
Adapte ol ya da öl, Ian.
It's adjust or die, Ian.
Bu yaratıklar nihayetinde çöle adapte olmuşlardır. Bir okyanusun sebep olduğu çöle.
These creatures are finely adapted to the desert a desert caused by the ocean.
Adapte olmaya çalışmaktan vazgeçtim.
I have given up trying to assimilate.
Adapte olur, yayılır.
It adapts, spreads.
Bir oda yaparsin, adapte olursun, yaratici çözümler bulursun ki aile dagilmasin.
You make room, you adapt, you find creative solutions to keep people together.
O İntikamcılara adapte olmuş durumda fakat senin güçlerinden bihaber.
He's adapted to the Avengers, but he doesn't know your powers.
Yeni durumlara adapte olmaya başladık.
We have begun to adapt to new situations.
Eğer onu adapte edebilirsem, denemeye değebilir.
If I can adapt it, it's worth a try.
Hepimiz adapte olmaya çalışıyoruz.
We're all adjusting.
Adapte olduk… ve yaşamayı başardık.
We adapt… and we survive.
Matrisinin adapte olup olmayacağını bile bilmiyoruz.
We just don't know if his matrix will be able to adapt.
Results: 534, Time: 0.0356

Top dictionary queries

Turkish - English