ATMAK in English translation

throw
atmak
atar
fırlat
atış
atalım
atıyor
dök
atayım
atımlık
to take
almak
götürmek
almanı
alıp
götürecek
alacak
kabul
ele
atmak
çıkarmak
to put
koymak
koyacak
sokmak
atmak
bırakmak
yerleştirmek
üzerine
tıkmak
eklemek
takmak
to drop
bırakmaya
düşürmek
düşmeye
atmak
indirmeye
damla
uğramak
düşecek diye
toss
atmak
fırlat
atarlar
yazı turayı
kick
tekme
tekmelemek
vur
kapı
at
vuruş
devreye
to cast
atmak
rol
dökmemiz
cast
döküm için
dumping
çöplük
terk
çöp
atık
at
dökümü
damperli
boşalt
bırak
boşaltın
away
uzak
çekip
hemen
uzaktan
ayrı
uzaklaş
gitti
kaldı
buradan
bir kenara
to get rid
kurtulmak
atmak
kurtulacağını
kurtulup
için
kurtulacak
başlarından atacaklarına
elden çıkarmak
sepetlemeye
to expel

Examples of using Atmak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kesip atmak zorundayız!
We have to cut away the topgallants!
Kuş yemi atmak için keseler.
These are bags for the birdseed toss.
Tanner topu oyunu kazandıracak gol bölgesine atmak zorundaydı.
Tanner had to kick the game-winning field goal.
Bu eşyaları atmak çok zor.
It's so hard to get rid of stuff.
Kesip atmak zorundayız!
We have to cut away the!
Bıçak atmak uzmanlığın değil Melanie.
The knife toss isn't your specialty, Melanie.
Ben bu genci hemen atmak istiyorum!
I want to expel this not-so-young man immediately!
Bütün bu kabloları kesip sizi dışarı atmak yazık olacak.
Be a shame to cut all these wires and kick you out.
Bu eşyaları atmak isteseydim onları kutuya kendim koyardım.
If I wanted to give this stuff away, I would have put it in the box myself.
Eğer atmak istiyorsan. değil.
Not if you want to get rid of it.
Yabancıyı dışarı atmak için karar alalım derim.
I call for a decision to cast out the intruder.
Biz orada burada hakkında şans biraz atmak.
We toss a bit of luck about here and there.
Yaptığım en iyi şey seni bu yataktan dışarı atmak olmuştu.
The best thing I ever did in this bed was kick you out of it.
Müdür seni atmak istiyor.
The headmaster wants to expel you.
Beni hapse atmak ve davamı incelemek istediler.
They wanted to lock me away and study my genetic mutations.
Kesinlikle iftira atmak istemedim.
I certainly didn't mean to cast aspersions.
Gece vardiyası burayı kaplayan bir çeteyi atmak zorunda kaldı.
Midnight shift had to toss a crew that was casing the place.
Şirket, bizim gibi eski kafalıları atmak istiyor.
Company wants to get rid of us old heads.
Seni örgütten atmak istiyoruz.
We want to expel you from the organization.
Kapıyı içeri atmak istemiyorum.
I don't wanna kick the door in.
Results: 1235, Time: 0.077

Top dictionary queries

Turkish - English