Examples of using Avlanmaya in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Eskiden yılda birkaç kez avlanmaya götürürdü beni.
Iván beni avlanmaya götürdüğünde çok gençti.
Bak, bugün avlanmaya gitmek zorunda değilim.
Bu kadar paraya benim bile silah satın alıp avlanmaya gitmem gerekirdi.
Bak, bugün avlanmaya gitmek zorunda değilim.
Bak, bugün avlanmaya gitmek zorunda değilim.
Damat avlanmaya pek uygun değil.
Avlanmaya gideceğiz. Endişelenme, Taylor.
Kendi başıma avlanmaya alışkınken şimdiyse çift hâlinde avlanıyorum.
Avlanmaya yetkim var! Gidelim! Şimdi o zaman, Kaptan.
Avlanmaya yetkim var! Gidelim! Şimdi o zaman, Kaptan!
Avlanmaya yetkim var! Gidelim! Şimdi o zaman, Kaptan!
Avlanmaya yetkim var! Gidelim! Şimdi o zaman, Kaptan.
Hadi Morton Malikanesine avlanmaya gidelim'' dedin.
Beni avlanmaya geri gönderme!
Avlanmaya devam etmen gerekecek.
Tennysonın avlanmaya değer olduğuna dair hikâyeler doğruymuş.
Avlanmaya yarın gidiyorlar.
Tekrar avlanmaya gitmeliyiz.
Ben buraya avlanmaya geldim.