Examples of using Basar in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bir aile nasıl bir çocuğa tekmeyi basar?
Ve umarım annem şu bokların üstüne basar.
Miyunun ailesi bana tekmeyi basar.
Yani o Puckerman hapisten çıkarsa kıçıma tekmeyi basar.
Sırıtırsın, eşyalarını alırsın, sonra da basar gideriz.
özel tim burayı basar!
Ne? Şişman insanlar daha ağır basar, efendim?
Eğer pat diye girersek, tetikleyiciye basar ya da daha kötüsü.
Umarım sana sağır ve kör bir kamyon şoförü basar.
Düğmeyi etkinleştirir ve düğmeye basar.
Yoksa güvenlik basar burayı.
Çığlık atarsan… geri takar ve basar giderim.
ÇığIık atarsan… geri takar ve basar giderim.
Fakat bu cümleciği atladı ve her halükarda şunu basar:'' Program bitti.
sol ayak kenar boyunca basar.
Bon bir yerde bişeye basar ve tavan açılır
Bon bir yerde bişeye basar ve tavan açılır ve koltuk fırlatılır.
Öyle bir durumda Allah, dilese senin kalbine mühür basar; batılı mahveder,
Gaza basar, ilk vitese atarsın
Federal kelimesini kokusunu bile alsa düğmeye basar… ve suçlama yapabileceğiniz hiçbir şey bırakmamak için galeriyi yok eder.