Examples of using Basmak in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Nora düğmeye basmak zorundasın.
Hey, ben sadece bir polise basmak istedim. Oh.
Yükseklere tırmanmak birilerinin üzerine basmak demektir.
Ama tuşlara rasgele basmak ne yapar bilmiyoruz.
Endicottun nasırına basmak zorunda kalsak bile!
Hafifçe basmak?
Kapağa basmak için 2 günün var.
Eyvah.- Nora düğmeye basmak zorundasın.
Altına bakarken yakalanmak üzüme basmak gibi.
Ama tuşlara rasgele basmak ne yapar bilmiyoruz.
Koreye yeniden ayak basmak istiyorsan dinle.
Fahişelerin ilanlarını basmak için eski kağıtları kim kullanır ki?
Tamam.- Suya basmak zorunda mıydık?
Eyvah.- Nora düğmeye basmak zorundasın.
İçi seninle dolu bir diş macununa basmak gibi bir şey bu.
Ama fotoğraf çekmek, sadece düğmeye basmak demek değildir.
Yani, ilerlemek için illa birilerinin üzerine basmak zorunda mıyım?
Şimdi eğer bu hikayeyi basmak istiyorsan hiç durma.
Bir telefon çıkarıp birkaç tuşa basmak çok zor olur.
Sence o… Hafifçe basmak?