Examples of using Bedende in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Sadece ölü bedende yaşar.
Arkadaş nedir? İki bedende yaşayan bir ruh.
Dost, iki bedende tek ruhtur.
Eğer bir ruh, birden fazla bedende yaşarsa gitgide mükemmelleşir.
Sanki bir ruhu iki bedende taşıyorlardı.
Annemizin rahminden beri her zaman iki bedende tek kişi olduk.
Sadece ölü bedende yaşar.
Hiç birden fazla bedende çalışmamıştım.
Kocam ve Iko iki bedende aynı ruh gibiler.
Ben kendim için mi bu bedende kalıyorum sanıyorsun?
Ufak veya orta bedende bir soyguncu için 40.
Bilgi bedende yaşayana kadar rivayettir'' dediğini söylemişti.
Çünkü insülin bedende doğal olarak bulunan bir maddedir.
Bu bedende esir kaldık.
Sonra da veri bedende yeniden yapılanarak virüsü oluşturuyor.
Ancak başka bedende yaşayabiliyorlar. Bizim içimizde.
Bedende ve akılda bulunan bir şey sıradanlığa ve yoksunluğa karşı, kendini kasar.
Düşünceler, duyuların bedende deneyimlenmesi ile eşzamanlı olarak algılanır.
Sonra bedende tetrion izlerini tekrar aramalıyız.
Bedende ne kaldıysa yakabiliriz.