BILMELILER in English translation

know
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım

Examples of using Bilmeliler in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Dolores, insanlar çektiğin acıyı bilmeliler… ve senin adını, o güzel adını
Dolores, people have to know about your suffering, and they won't understand until I can clear your name,
Insanlar ne için olduğunu bilmeliler. Tüm söylediğim…,
People gotta know what it's for. Bobo:
carnal… insanlar bize güvenebileceklerini bilmeliler, yani herkese eşit davran.
carnal… people have to know they can trust us, so treat everybody the same.
Ama sen kötü bir çocuksun… ve kötü çocuklar bedenlerden nasıl kurtulunur bilmeliler.
And bad boy yardies should know how to get rid of bodies.- But you are a bad boy yardie.
Bu yüzden para almak için bize kızın iyi olduğunu göstermeleri gerektiğini bilmeliler.
That means these guys have to know that they can't get a nickel out of you until we first know that she's okay.
Sizlerden her biri Ferengi ve Ferengi gibi olmayanlar şunu bilmeliler Quark bize haksızlık ediyor.
Every one of you-- Ferengi and non-Ferengi alike-- knows that the way Quark treats us is unfair.
Peanut, Jose, hadlerini bilmeliler, yüzümü yaralayan,
Peanut, Jose, shall know their place, like my awful father,
Bu tür heyecanları hoş görürüm. İnsanlar başkanlarının dolandırıcı olup olmadığını bilmeliler.
That I welcome this kind of examination, because people have got to know whether or not their president's a crook.
Şimdi, temiz olmasını istiyorum, ama bu çocuklar buraya ait olmadıklarını bilmeliler.
Now, I want it clean, but these guys need to know that they don't belong here.
Saygısızlık etmek istemem, efendim ama bence Katterly halkı sabahları çocuklarını okula yollarken onların nelerle yüzleştiklerini bilmeliler.
With all respect, sir, I think the people of Katterly need to know what their children are facing when they send them off to school in the morning.
Kabul ediyorum; bizim yanımızda olanlar için gerçekten zor bir durum. Fakat söylediklerimizde bu sefer çok ciddi olduğumuzu bilmeliler.
I know this is hard on those who are really with us, but it should be their best assurance that this time we mean business.
bence Katterly halkı… sabahları çocuklarını okula yollarken… onların nelerle yüzleştiklerini bilmeliler.
school in the morning. With all respect, sir, I think the people of Katterly need to know.
idealist damgası vuranları… çabucak haklı çıkartacak… ama bilmeliler ki… büyük bir meraktan kurtulmuş olacağım… ve tanrının izniyle, bakışlarımı kutsal babama yönelteceğim… ve onunla İslamın çocukları hakkında… onları gördüğü şekliyle kafa patlatacağım.
will immerse my gaze in the Father's but they must know that I will be freed of a burning curiosity will quickly vindicate those who called me naive or idealistic.
Bunu bilmeliler.
They ought to know.
Durumu bilmeliler.
They need to know.
Kim olduğunu bilmeliler.
They need to know who you are.
Ama bunu bilmeliler.
But surely they ought to know.
İnsanlar gerçeği bilmeliler.
People need to know the truth.
İnsanlar gerçeği bilmeliler.
The people have to know the truth.
Ne olduğunu bilmeliler.
They need to know what happened.
Results: 556460, Time: 0.0251

Top dictionary queries

Turkish - English