BOYUTTA in English translation

size
boy
boyut
numara
büyük
ölçü
boyuna
beden
bedeni
genişliğinde
magnitude
kadir
büyüklüğü
boyutta
önemini
parlaklığı
genlik
scale
ölçeği
tartıya
boyutunu
teraziye
tartı
skalası
ölçekle
ölçüde
çaplı
pulu
extent
derece
kadar
boyutunu
ölçüde
kapsamını
büyüklüğü
sınırı
sizes
boy
boyut
numara
büyük
ölçü
boyuna
beden
bedeni
genişliğinde

Examples of using Boyutta in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ama Strangei bir dakika daha o karanlık boyutta bırakamam.
But I won't let strange be stranded In that dark dimension a minute longer.
Onları her şekilde ve her boyutta seviyorum.
I like them in all shapes and sizes.
Köpekbalıkları her şekil ve boyutta gelebilirler Billy.
Sharks come in all shapes and sizes, Billy.
Hepsi farklı boyutta.
All different sizes.
her fiyatta, her boyutta.
all prices, all sizes.
Bayan Rita, her boyutta cüppeli.
Madam Rita, robes in all sizes.
Oraya her boyutta geliyoruz.
We come in all sizes down there.
Gemi baskınları, intihar bombacıları… tehditler, her şekilde ve boyutta gelirdi.
Threats came in all shapes and sizes. Boat raids, suicide bombers.
Kalbim burada üç boyutta büyüdü.
My heart's grown three sizes in here.
Devasa boyutta patlamış mısı dolu bir varile.
A SUPER HUMONGOUS, WOOLLY-MAMMOTH SIZE VAT OF BUTTERED POPCORN.
Her renkte, her boyutta.
ANY COLOUR, ANY SIZE.
En azından bu boyutta değildi.
AT LEAST NOT TO THIS EXTENT.
Sonsuz hayatın ve normal boyutta bir hafızanın sorunu bu.
That's the trouble with an infinite life and a normal sized memory.
Burası yarı boyutta ve iki kat pahallı olacak.
This place will be half the size and twice the price.
Sanırım onun geldiği boyutta müzikal tiyatro çok tutuluyor.
He comes from a dimension… that'sbigon musicaltheater.
Bu boyutta bir ülke adeta'' Kamyon'' diye yalvarıyor.
This big country is just aching for someone with a fleet of trucks.
Bu noktada, çok küçük boyutta bir oyuncak gezegenle uğraşıyoruz;
At this point we're actually dealing with a very little toy planet.
Hangi boyutta pastadan hoşlanırsınız?
What size of cake do you like?
Kuantum elektrodinamiği, her boyutta, hakikaten muhteşem bir keşiftir.
Quantum electrodynamics is, by any measure, a truly magnificent discovery.
Coover o boyutta bir şey almayacak.
Coover's not buying that's the extent of it.
Results: 432, Time: 0.0425

Top dictionary queries

Turkish - English