Examples of using Camiye in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
O hiç camiye bile gitmedi.
Ve camiye gitmek gibi şeyler.
Onun camiye gitmesi gerekti, ben de otelime döndüm.
Benimle camiye gidiyordu. Ally değişmişti.
Benimle camiye gidiyordu. Ally değişmişti.
Önce camiye gitmekten vazgeçtin.
Müthiş. Odanız camiye ve yüzme havuzuna bakıyor.
Haftada bir gün camiye gidiyor, şüpheli bir şey yok.
Camiye gidiyor musun?
Halit, paranın camiye bağış gibi verilmesini söylüyor.
Beni camiye götürdü. Kendin sor.
Hakkında endişelendiğim biri camiye geldiğinde, onları arardım.
Ve o camiye giden her aile bunlardan birine erişim hakkına sahip.
Lecomte Caddesindeki ajanlar camiye bir casus yollamışlar.
Sonra Müslümanların eline geçmiş. Onlar da onu camiye çevirmiş.
Ben her gün gönderiyorum oğlumu camiye.
Avaracı dolaşır, git camiye otur!
Ama görüyorsun ki… Camiye olanlar.
İkindi namazı vaktinde gelip seni ve İmadı camiye götürürüm.
Nüfuzu olan bir lider ve o da düzenli şekilde camiye gitmekte.