CEHALET in English translation

ignorance
cehalet
cahillik
bilgisizlik
bilmemek
cahiliye
illiteracy
cehalet
okuma yazma bilmeyen
ignorant
cahil
bilgisiz
habersiz
bilmez
cehalet

Examples of using Cehalet in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Cehalet yüzdesi kaçlarda biliyor musunuz?
Do you know how many percentage is illiterate!?
Cehalet içinde yaşamak hoş olmalı.
Must be nice to live in ignorance.
Kütüphane, cehalet denizindeki bir ada gibidir.
A library is an island in a vast sea of ignorance.
Hayır, cehalet perdesinin arkasına saklanamazsın Sam.
No, you can't hide behind some veil of ignorance, Sam.
Cehalet olarak yazacağım çünkü seni seviyorum!
I will write it off as ignorance because I love you!
Cehalet bir sıfır önde!
Chalk one up for ignorance!
Bazı spekülatörler yaşlı insanların cehalet ve acizliklerinden yararlanmaktadır.
Some speculators take advantage of the ignorance and helplessness of old people.
Ve eskiden cehalet içindeydi.
And she was formerly in the dark.
Bu ışıldayan cennet için birinci şart cehalet, yobazlık ve nefrettir.
As long as the prerequisite for that shining paradise is ignorance, bigotry and hate.
Ve nedeni de cehalet.
And the reason is ignorance.
Kısa süre önce Aziz Kral cehalet içinde yaşayan bir toplumduk.
Not very long ago, dear king, we were people living in ignorance.
Onlar bir sarhoşluk ve cehalet içinde şuursuzdurlar.
Who are steeped in ignorance and heedlessness.
Burada kararları etkileyen en önemli unsurlar, cehalet, yozlaşma ve iftira.
Here… the only deciding factors were ignorance… corruption, and calumny.
Bu çocuk cehalet.
This boy is Ignorance.
Burada kararları etkileyen en önemli unsurlar, cehalet, yozlaşma ve iftira.
Corruption, and calumny. the only deciding factors were ignorance… Here.
saf zeka her zaman cehalet karşısında.
pure intelligence will always triumph over ignorance.
Onu kaybettik. Yetenek ve saf zeka her zaman cehalet karşısında.
Talent and pure intelligence will always triumph over ignorance-- We lost him.
Mürettabatınızın genel derdi. O zaman suç ve cehalet.
Then her crime was ignorance.
Sizlerin örnek olmasıyla, Almanların bu karanlık cehalet ormanı aydınlandı ve!
Your shining examples illuminate this dark German forest of ignorance and… Ah!
Bu cehalet.
That's ignorant.
Results: 390, Time: 0.0368

Top dictionary queries

Turkish - English