Examples of using Damlayan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Her bir kırmızı kepçe, yukarıdan damlayan yağlı bir sıvıyla dolu.
Damlayan şeyi görüyor musunuz?
Ayakkabılarım damlayan kan içinde ve sen benden romantik olmamı bekliyorsun?
Sırtıma damlayan bir şey var. Evet.
Damlayan musluğun?
Benzin kokusu almıyorum. Damlayan bir şey de yok.
Bu damlayan çikolata.
Sakallarından düşen gözyaşları saçaklardan damlayan kış yağmuru gibi.
Leyla, Saminin arabasının direksiyon simidinden damlayan kanı fark etti.
Kan dişleri damlayan.
Ben de parkeye damlayan terini siliyordum.
Bu şey kedi ile damlayan, müzik amazing.
Bütün gün dizleri üstünde bekliyor kir damlayan bezin yanında.
Yatağa bağlıyım Orada damlayan safra.
Çok nazik. Damlayan nedir?
Çok nazik. Damlayan nedir?
Rüyalarımda, bir deniz yolculuğundan damlayan yürüyorsun.
Ketçapla, çamurlu kayayla, damlayan suyla yazılmışlar.
Hiç tereddütsüz, onu yırtarak çıkardım damlayan kanlarıyla birlikte verdim.
Küçük kiz ve prens, su damlayan karanlik bir magaraya gelirler.