LEAK in Turkish translation

[liːk]
[liːk]
sızıntı
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze
kaçak
fugitive
illegal
runaway
on the run
rogue
runner
contraband
bootleg
renegade
deserter
köstebek
mole
rat
groundhog
gopher
spy
snitch
insider
kaçağı
fugitive
illegal
runaway
on the run
rogue
runner
contraband
bootleg
renegade
deserter
sızdırmam
leaking
sızdırın
to infiltrate
to hack
sneak
pass out
ooze
to penetrate
sızıntısı
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze
sızıntıyı
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze
sızıntının
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze
kaçaktan
fugitive
illegal
runaway
on the run
rogue
runner
contraband
bootleg
renegade
deserter
kaçağını
fugitive
illegal
runaway
on the run
rogue
runner
contraband
bootleg
renegade
deserter
sızdır
leaking
sızdırma
leaking
köstebeği
mole
rat
groundhog
gopher
spy
snitch
insider
sızması
to infiltrate
to hack
sneak
pass out
ooze
to penetrate

Examples of using Leak in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But the problem was worse than I thought. We repaired the leak right away.
Ama sorun sandığımdan daha beterdi. Sızıntıyı hemen onardık.
If the leak was in love, how would you profile him?
Şayet köstebek aşık olsaydı profilini nasıl çıkartırdın?
Leak this to some of your media contacts. OK.
Bu olayı medyaya sızdırın. Pekâlâ.
But I never leak oil.
Ben hiç yağ sızdırmam.
I found the air leak.
Hava kaçağını buldum.
Toxic leak. Will you breathe this fresh oxygen and then step outside?
Zehirli kaçak. Şu temiz oksijeni soluyup dışarı çıkar mısınız?
Trying to trick the system into thinking the leak is cleared.
Sistemi kandırmaya çalışıyorum, sızıntının giderildiğini düşünmesi için.
Gerty, if you don't let me go outside, we can't fix this leak.
Gerty, dışarı çıkmama izin vermezsen bu sızıntıyı halledemeyiz.
Who do you think orchestrated that leak?
O haberi kim sızdırdı sanıyorsunuz?
But I never leak oil.
Ben asla yağ sızdırmam.
So, naturally, he would think I was the leak.
Yani doğal olarak benim köstebek olduğumu düşündü.
Tell'em the gas leak is fixed.
Gaz kaçağını tamir ettiğinizi söyleyin.
Leak something, chum the water.
Bir şey sızdır, suyu bulandır.
This fresh oxygen and then step outside? Will you breathe Toxic leak.
Zehirli kaçak. Şu temiz oksijeni soluyup dışarı çıkar mısınız?
But I never leak oil.
Ama ben hiç yağ sızdırmam.
And it doesn't, like, leak or anything?
Bu şey değil, sızdırma falan, gibi bir şey olur mu?
Surgeon repaired the CSF leak.
Cerrah beyin omurilik sıvısı kaçağını onardı.
And of course, there's a leak in the bathroom.
Ve tabii ki, banyoda kaçak var.
Leak some dirt on Sally.
Sally hakkında kirli birşeyler sızdır.
Mater! But I never leak oil.
Mater! Ben hiç yağ sızdırmam.
Results: 1924, Time: 0.0825

Top dictionary queries

English - Turkish