DRIPS in Turkish translation

[drips]
[drips]
damlatmak
drips

Examples of using Drips in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Or when the jungle tree drips twilight honey over the country roads?
Ya da ormandaki ağaçların, alacakaranlıkta, şehrin yollarına balını damlattığında mı?
Literally. Your skin drips off.
Gerçekten. Derini yüzüyor.
Acid drips on bare skin. People would resort to pulling fingernails.
Tırnak çekmek. Çıplak tene asit damlatmak gibi.
People would resort to pulling fingernails. Acid drips on bare skin.
Tırnak çekmek. Çıplak tene asit damlatmak gibi.
Stones, gravel, corrosive vitriol, drips, smoke, fumes, heat, dust, were everywhere.
Taşlar, çakıl, aşındırıcı sülfirik asit, damlar, duman, keskin kolu gazlar, ısı, toz, her yerde vardı.
is on the toilet paper, or drips into the toilet bowl.
tuvalet kağıdında görülür veya klozete damlar.
That drips out of them and gets all over your car. And trees have that, you know, toxic syrup.
Ağaçlarda, bilirsin, zehirli reçine olur… ve damladığında bütün arabaya yayılır.
All 600 glorious pages, from which insight drips like honey upon which bees of wisdom feast.
Muhteşem 600 sayfanın tamamını. Bunun sağladığı kavrama damlaları, arının bal yapmasının bir bilgelik bayramına benzemesi gibi.
You know we don't have fancy drugs or adrenaline drips here but thanks to La Bruja, we have this.
Burada kaliteli uyuşturucularımız… veya adrenalin damlalıklarımız yok ama cadı sayesinde bunu yaptık.
In three minutes you can take a leak but there still will be some drips remaining, even if you swing your thing.
Üç dakika içinde işeyebilirsin… ama şeyini sallamış olsan bile hala bir kaç damla kalır.
We know how action painters create a piece of art-- by applying a series of seemingly chaotic paint drips.
Hareket ressamları nasıl sanat eseri yaratırlar bilirsiniz karmakarışık görünen boya damlaları kullanarak.
Nothing official, but hey, sometimes a faucet still drips after you turn it off.
Ciddi bir şey değildi ama bazen musluğu kapatmana rağmen su damlamaya devam eder.
And get out of this apartment, And we're gonna save up our money with the AC that somehow never works but always drips.
En nihayetinde, kliması olan ama hiç çalışmayan… mütemadiyen su damlatan bu evden kurtulacağız. Biraz para biriktirdikten sonra.
And get out of this apartment, with the AC that somehow never works but always drips. And we're gonna save up our money.
En nihayetinde, kliması olan ama hiç çalışmayan… mütemadiyen su damlatan bu evden kurtulacağız. Biraz para biriktirdikten sonra.
I am for an art… itself, that twists and extends, and accumulates and spits, I am for an art that takes its form from the lines of life and drips, and is heavy,
Hayatýn çizgilerinden þekil alan, Sanattan yanayým… damlayan, aðýr olan,
You will start dripping through the floor.
Yerden akmaya başladınız.
Blood dripping from my canine like a fountain pen.
Kan damlıyor dişimden dolmakalem gibi.
Welcome to the maple drip inn.
Maple Drip Inne hoş geldiniz.
Teeth blood dripping, red eyes.
Dişler Akan kanlar, kırmızı gözler.
There was something dripping on me, now I got this nasty head wound.
Üstüme damlayan bir şey vardı, şimdi de kafamda bu yara var.
Results: 45, Time: 0.0657

Top dictionary queries

English - Turkish