Examples of using Akan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Güneye doğru akan suları, üstünde yüksek dağları.
Ormanın içinden akan nehrin kıyısında.
Akan, sanal bir burun için sanal mendiller.
Akan bir megaloman,
O damarlarda akan güçle neler yapabilirdim neler.
Vadide akan, küçük bir… dere varmış. Vadide.
Bu şekilde akan bir nehir, yatağını değiştirebilir.
O zaman sunağın çevresine akan su hendeği doldurdu.
Akan burun, sulu gözler.
Henry. Akan çoktan başladı.
Bacağımdan aşağıya doğru akan bir ıslaklık vardı.
Damarlarından akan kan gibi… hayat umudunun yok oluşunu izlemek.
Birlikte akan dereler.
Budur damarlarından akan özgürlüğün nedeni.
Bir zamanlar avuçlarımın içinde tuttuğum ve arasından nehirler akan dağlarım vardı.
Akan tarafından haksızlığa uğrayan sadece sen değilsin.
Artık akan burun yok.
Evet, yokuş aşağı akan su gibi.
Yeşil çim ve beyaz boyalı ev ile ve tüm yıl boyunca akan su.
Şehri sağlamak için dağdan aşağı akan su üzerinde.