Examples of using Daveti in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Mezuniyet partisi daveti.
Gidip şu daveti garantileyelim.
Hatta Jay ve Bey bile bu daveti alamaz.
Kurt Ruiz. Mezuniyet partisi daveti.
Bilirsin, ayrıca bir düğün daveti kesinlikle bir beyan.
Bu daveti neye borçluyum?
Ne yani, bizi daveti güzel bir şey, değil mi?
Daveti almışsın.
Andie daveti nazikçe geri çevirdi.
Ne daveti, efendim?
Ne daveti?
Eski mekânımıza daveti asla kaçıramazdım.
İşte bu yüzden asla Rutherford daveti gibi büyük işlerde asla olamayacaksınız.
Royal Ball daveti mi o?
Daveti kapmam lazım.
Bir kızın öğle yemeği daveti alması için ne lazımdır?
Ne daveti bu?
Biz başkanın daveti üzerine buradayız.
Bu daveti neye borçluyum, senatör?
Parti daveti için de teşekkürler.
