EĞIL in English translation

get down
eğil
aşağı in
yere yatın
yere yat
aşağı inin
hemen
çök
git
çekil
çömel
duck
ördek
eğil
batırın
stay down
yerde kal
yerde kalın
eğil
aşağıda kal
orada kal
aşağıda kalın
burada kal
kıpırdama
sakin ol
orada kalın
bend
viraj
kırın
bük
eğil
esnetmek
kıvrımı
eğilin
dönemecinde
sıkın
lean
zayıf
yalın
yaslan
eğil
yağsız
dayan
bend down
eğil
acitti
diz çök
bow
pruva
fiyonk
baş
rüku
reverans
ok
yayı
yay
eğil
selam
crouch down
çömel
eğil
aşağı eğ
scootch over
kenara kay
eğil
ducking
ördek
eğil
batırın

Examples of using Eğil in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Dim, eğil. Şuradaki pencereden girip ön kapıyı açacağım.
I will get in that window and open the front door. Dim, bend down.
Sağa eğil! -Oh,!
Oh! Lean right!
Eğil ve teşekkür et Hagbarth.
Bow and say thank you, Hagbart.
Eğil yoksa kıçınla konuşmak zorunda kalacaksın. Aman Tanrım!
Oh, my God! Duck, or you're gonna be talkin' outta your ass!
Evet.- Hayır. Lou Jean, eğil.
Lou Jean, get down.- No!- Yes!
Eğil, ben patatesleri koyacağım.
I put potatoes in. Crouch down.
Şimdi oldu. Eğil ve kayarak koltuğa otur.
And slide into the seat.- Oh, God.- Now, bend down.
Ray, eğil.- Ne?- Koş.
What? Ray, stay down.- Run.
Öne eğil. Babam.
Lean forward. My Dad.
Tonya, eğil ki saçının arkasını düzeltebileyim.
Tonya, bend down, so I can get the kitchen.
Eğil ve teşekkür et Hagbarth.
Bow and say thank you, Hagbarth.
Hadi, eğil. Anahtar deliğine kremalı pasta itmek gibi.
It's like pushing a cream puff through a keyhole. Come on, scootch over.
O adamın göğsüne kimin'' ÖLDÜR kazıdığını biliyoruz artık.- Eğil.
Get down. Now we know who carved"kill into that guy's chest.
Ray, eğil.- Ne?- Koş?
Run. Ray, stay down.- What?
Geriye eğil. Lütfen.
Please Bend back.
Eğil. Buraya gel.
Bend down. Come here.
Sadece eğil veya onu kendine çek ve sadece.
Just… lean in or pull her towards… me and just… simply.
Eğil. Kardeşim
Bow. My sister
Eğil ve korkmuş gibi görün.
Crouch down and look scared.
Sola geç, sağa eğil.- Çok net.
And it was pretty specific. Stepping left, ducking right… stepping right.
Results: 1936, Time: 0.0672

Top dictionary queries

Turkish - English