Examples of using Ehliyet in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Burada kime ehliyet verdiğimize çok önem veriyoruz.
Ehliyet ve ruhsat. Siktir.
Ehliyet duruşmasında değiliz Bayan Wexler.
Yeşil kart, ehliyet, sigorta kartı.
Ehliyet ve ruhsatınızı görebilir miyim, lütfen. -Hayır.
Ben ve ehliyet hocası demek? Komiksin?
Ehliyet fotoğrafı yardımsever kadınla uyuşuyor.
Ehliyet Iütfen.
Burada kime ehliyet verdiğimize çok önem veriyoruz.
Bayan Draper? Ehliyet duruşmasında sizi temsil etmemi istiyor musunuz?
Ehliyet.- Babamın.
Ehliyet ve ruhsatınızı görebilir miyim, lütfen. -Hayır.
Mesela düğünüm, ehliyet kursum… dişçi randevularımın hepsi.
Ehliyet ve kimliğinizi alabilir miyim? Şerif.
Ehliyet fotoğrafını bekliyorum. Pekala.
Kızı ehliyet duruşmasında savunacağım.
Bir sürü ehliyet, ve sonra.
Evet, ehliyet önemli.
Ehliyet sınavının olacağı gün bluzunu böyle giymeyi unuttu.
Bu ehliyet sınavına bu yüzden girmek istemediğini biliyorum.