DRIVING in Turkish translation

['draiviŋ]
['draiviŋ]
sürüş
driving
ride
drift
sürmeye
drive
ride
banishing you
he's taken
to rub
plow
last
sürücü
driver
rider
motorists
kullanan
servant
bondman
worshiper
slave
a votary
to serve
to worship
arabayla
car
auto
carriage
cart
ride
wagon
drive
şoförlük
driver
chauffeur
cabbie
sürerken
long
take
last
drive
will
itici
dog
mutt
son of a bitch
prick
pooch
shoughs
driving

Examples of using Driving in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I can't concentrate driving in a straight line like this.
Öyle düz bir çizgide sürerken konsantre olamam.
You're staying because I do not feel like driving. Okay.
Tamam, konuşma. Kalıyorsun çünkü canım araba kullanmak istemiyor.
I also told you that evil is the driving force of a story.
Ayrıca size, bir hikâyede asıl itici gücün şeytan olduğunu anlatmıştım.
I haven't scored that low since my driving exam.
Ehliyet sınavımdan beri bu kadar düşük not almamıştım.
We were talking about the driving lessons, there are guys talking in pubs about machines and cars.
Direksiyon derslerinden konuşuyorduk barlarda makinelerden ve arabalardan konuşan kişiler oluyor.
Do a little chef, a little driving, party planning… whatever the man needs.
Biraz aşçılık, biraz şoförlük, biraz parti planlama.
She will be driving six white horses when she comes♪.
O geldiğinde 6 beyaz atı sürüyor olacak ♪.
In your car reads 5:34… 2: When the clock… begin driving northbound up Powell.
Arabanın saati 5:34ü gösterdiğinde… Powell caddesinden kuzeye sürmeye başla.
I don't know… But when I imagine her driving that truck around the city.
Bilmiyorum. Bilmiyorum… Ama onu şehir içinde kamyon sürerken düşününce.
Behind what I did. The fear became the driving force.
Korku yaptığım şeyin arkasındaki itici güç oldu.
In 1924, while driving alone from Paris to Fontainebleau, he had a near-fatal car accident.
Yılında, Paristen Fontainebleauya giderken, ölümcül bir trafik kazası geçirdi.
The princess failed her driving test, was the headline I read.
Prensesin ehliyet sınavından kaldığını gazetelerden okudum.
I thought we were going to squeeze in some driving lessons before school.
Okuldan önce, biraz direksiyon dersi çalışması yaparız diye düşünmüştüm.
They need somebody around the house--cleaning the pool, Doing some driving.
Havuzu temizleyecek, şoförlük yapacak birisine ihtiyaçları varmış.
Stay away from her, or the only thing you will be driving is a wheelchair.
Ondan uzak dur… yoksa bir tekerlekli sandalye sürüyor olacaksın.
Driving was my favorite part. When I first started working.
Çalışmaya ilk başladığım sıralarda… araba kullanmak en sevdiğim yanıydı.
Keep driving. You're gonna turn left at the street right here, okay.
Şuradaki caddeden sola döneceksin, tamam mı? Sürmeye devam et.
You should have seen me driving backwards.- And more importantly.
Asıl beni geri geri sürerken görecektin.
Ackman Driving back with a vengeance.
Ackman Driving öfkeyle geri geldi.
Driving home, we could take our time on the road
Eve giderken yolda biraz zaman geçirirdik
Results: 2654, Time: 0.071

Top dictionary queries

English - Turkish