ESKI MODEL in English translation

vintage
eski
antika
nostaljik
bağbozumu
klasik
kaliteli
mahsulü
model
şarap
late-model
son model
eski model
yeni model
former model
eski model
eski manken
older model
eski model
model tye atlamış ve gitmiş dün gece eski
old-fashioned homegrown
early model
eski model
old model
eski model
model tye atlamış ve gitmiş dün gece eski
an old-style

Examples of using Eski model in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Şüpheli araç… Eski model gri bir Ford… Yedinci caddeden batı istikametine doğru ilerliyor.
Suspect vehicle late-model grey Ford, headed westbound on 7th.
Dede, eski model arabayı ne zaman aldın?
Grandpa, when? d you get the vintage car??
Şehir arabası. Eski model, belki 87, gece mavisi renginde.
Town car-- older model, maybe'87, midnight blue.
O kız çok ateşli!- Eski model mi?
She's friggin' hot!- The former model?
Eski model polis el bombası.
Old model police issue stun grenade.
Eski model, orta ölçekli otomobil üreticilerinden üç tanesinin kullandığı bir parlatıcı.
It's a two-step enamel used by three makers of late-model mid-size cars.
Shakespeare okuyorsun, A alıyorsun, ve de eski model bir Harley sürüyorsun.
So you read Shakespeare, you get A's and you ride a vintage harley.
Dün gece eski Model Tye atlamış ve gitmiş.
Just went? She took out some time in the night in that old Model"T.
Eski model, beyaz bir sedan.
Late-model white sedan.
Peki, bu kesinlikle garajda olmali. Eski model bir araba.
Well, that should definitely be garaged. vintage car.
Bu eski model tam bir yük beygiri.
This old model is a real workhorse.
Elbise askısı eski model arabalarda işe yaramaz.
A coat hanger's not gonna work on a late-model car.
Beyaz eski model bir minibüs, boyalı camları var.
White late-model van, tinted windows.
Geniş bir alanda eski model bir TV vardı, depo gibi bir yerdi.
There was an old-style television in an open space, like a warehouse.
Geniş bir alanda eski model bir TV vardı, depo gibi bir yerdi.
In an open space, like a warehouse. There was an old-style television.
Araba, eski model gümüş renkli bir sedan.
Car's a late-model silver sedan.
Eski model bar patronları.
Over-serve bar patrons.
Eski model araba işi nasıl gidiyor?
How's the vintage car thing going?
Bu eski model bir vantilatör.
It's an old model Orient fan.
Eski model bir Chevy Express.
It's a late-model Chevy Express.
Results: 110, Time: 0.0401

Word-for-word translation

Top dictionary queries

Turkish - English