EVINI in English translation

house
ev
evcilik
home
ev
yuva
place
yerine
yerinde
yeri
yer
evi
burayı
mekan
orayı
yerin
bir yerdi
apartment
daire
apartman
ev
residence
ikamet
evi
malikanesi
konutu
oturma
rezidansı
konağı
adresi
yeri
mesken
flat
düz
daire
patlak
yassı
dümdüz
fiat
yavan
bemol
evi
düzdü
homes
ev
yuva
houses
ev
evcilik

Examples of using Evini in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ablanın evini temizlemeye son.
No more cleaning your sister's flat.
Gidip, onun evini kazıklarla bölmeni istiyorum.
I want you to code five at his residence.
Sen? Birçok insanın evini almak istemişsin.
And you, you're wanted by a lot of people, homes.
Evini ziyaret ettim.
I visited her flat.
Kevin hiçbir otel telefonundan Keatonların evini aramamış.
Kevin didn't call the Keaton residence from any of the hotel's phones.
En iyi dostu olarak insanınızın evini temiz tutmasına yardım etmelisiniz.
One of your jobs as a best friend is to help your human keep their homes clean.
Evini bir göster bakayım.
Show me your flat.
Troels Hartmannın evini aradı.
Troels Hartmann's residence.
Benim davam için savaşacaksınız ve bazılarınız evini yeniden görecek kadar yaşayabilir.
You fight well for my cause and some of you may live to see your homes again.
Ray, Noddyi buraya al ve Annienin evini kontrol edin.
Ray, take Noddy here and check out Annie's flat.
FBI dedektifleri tanık koruma programında yerleştirildiği Dayton, Ohiodaki evini araştırdı.
FBI investigators searched his witness protection residence- in Dayton, Ohio.
Haydi gidelim. Bay Messengerin evini bir ziyaret edelim.
Let's go. We will visit the residence of Mr. Messenger.
Zevkle. Tabii, arkadaşımın evini niye dağıttığınızı söyledikten sonra.
Pleasure. Right after you tell me why you trashed my friend's flat.
Ama evini boyatıyorsun.
But you're having your place painted.
Evini aradım ve Mary burada olacağını söyledi.
I called your house and Mary said you would be here.
Polisler evini aradı, hiçbir şey çıkmamış.
Unis searched the place, nothing.
Herkesin evini yağmalıyorlar.
They're tearing through everyone's home.
Senin evini biliyorum.
I know where you live.
Evini aramamız gerekiyor.
We should search the apartment.
Evini arıyoruz Gus.
We're searching your place, Gus.
Results: 7305, Time: 0.0363

Top dictionary queries

Turkish - English