FILAN in English translation

or something
falan
filan
ya da bir şey
ya da bir şeyi
ya da başka birşey
yada başka birşey
like
sanki
mesela
hoşlanıyorum
falan
severim
benzer
böyle
benziyor
istiyorum
tıpkı
and
ve
ayrıca
peki
edip
hem
sonra
ise
arasında
any
herhangi
hiç
var mı
her
hiçbir
falan
filan
or anything
falan
filan
ya da başka bir şey
ya da hiçbir şeye
ya da herhangi bir şey
veya herhangi bir şeyi
yada başka birşey
şey hissetmeyin kötü falan
ya da her şey
veya birşey
and stuff
falan
ve eşyalar
filan
ve şeyler
ve malzeme
vesaire
ve saire
ve diğerleri için
ve uydurmacalara
ve benzeri
and all
ve tüm
ve bütün
ve tek
ve hepsi
ve her
falan
ve hepiniz
hepsi de
ve diğer
ve herşey
some
bazı
biraz
birkaç
falan
bir miktar
bir kısmını
all
tüm
bütün
tek
her
tamamen
onca
herşey
bunca
or whatever
ya da her neyse
falan
ya da ne
ya da herneyse
ya da neyse
filan
ya da ne olursa
ya da hangi
yada benzodiazepine adı her neyse
ya da çoğu kişinin deyimiyle , her
or somethin
there's

Examples of using Filan in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Levye filan lazım olacak.
They will need a crowbar or somethin.
Bir başını kesersin ve… Falan filan.
Cut off one head, and blah, blah, blah, blah, blah..
mesela örümcekler filan.
like spiders, and stuff.
sekiz bacaklı filan.
with the eight legs and all.
Şifresi lazım.- Ben kasa filan bilmiyorum.
An1}we need the combination. i don't know any safe.
En azından Crittendenı kıran şeyi biliyoruz,… ve yurei filan değilmiş.
At least we know what made Crittenden break, and it wasn't some yurei.
Ama sizi temin ederim, bu sefer not filan yok.
But I assure you all, there is no note this time.
Ortada iş filan olmadığını ona söyleyecek misiniz?
Are you going to tell her there's no job?
Ünlü biri filan mısın?
Are you famous or somethin'?
Kanser tedavisine filan yardım edicem zannettim… bana saygı getirecekti.
Would bring me respect. I thought helping cure cancer or whatever.
Biz harikayız, adamın canına okuruz, falan filan.
We're cool, we're bad-asses, blah, blah, blah, blah.
Kullanabileceğin bir sürü demir filan var.
There's lots of iron and stuff that you could use.
Cips?- Hayır, cips filan istemiyorum!
Chips?- No, I don't want any chips!
Yani, benim… filan… yaşım tutmuyordur.
I mean, being so… you know, underage and all.
İyiyim. Banka hesabımızı filan kurutmadı ama.
He did drain our bank account some, but…- I'm fine.
O tip filmleri gördüğünüzü sanıyorum, Pumpkinheadi filan.
I'm guessing you have seen all those kinds of films.
Falan filan, yeni notlar girildi.
Yada, yada, yada, new grades in place.
Şarkı filan çalmıyor.
There's no song playing.
Bir kaza filan mı geçirdin?
You get in an accident or somethin'?
Buranın barmeydi filan sen misin?
Are you the bar maiden here, or whatever you call it?
Results: 2295, Time: 0.1171

Top dictionary queries

Turkish - English