Examples of using Hapishanelere in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Buzdolabından daha kötü soğuk olur. Hapishanelere gelince.
Uzun süreli akıl hastanelerine, hapishanelere ve hatta yeni terhis olan askeri personele de bakmalıyız.
Şu anda Bosnalı Sırplar Sırp Cumhuriyetindeki hapishanelere gönderilirken, Hırvatlar Hersek,
İstanbul Şubesi Hapishane İzleme Komisyonu, Ağustos 2016 Hapishaneler Raporunda, Olağanüstü Hal( OHAL) uygulamalarının hapishanelere yansımasını açıkladı.
Hapishanelere gidip üçüyle de konuşmak zorunda kalacağız. Sorularımıza cevap vermek isteyeceklerini de sanmıyorum.
Sizi hapishanelere harcanan bir ton paradan kurtaracağım ve aynı zamanda toplumumuzun içinden daha rahatsız edici vatandaşları ayıklamış olacağız.
Larson birader papazlığını sokaklara, hapishanelere sığınaklara taşır ve kurtardığı kişiler cemaat üyesi olurlar.
bir sonraki görevimi aldım, bu, hapishanelere giderek infaz edilmiş mahkumlardan organlar toplamaktı.
Ve bu şekilde evimize varabiliriz ve bunları tüm ülkede hapishanelere harcadığımız paranın çok altına maaliyetlere inşa edebiliriz.
Işkence odalarına… Mezarlıklara… Batı medeniyetinin çalışma kamplarına. hapishanelere.
Lerde siyahi insanlar… Nazi Almanyasındaki gibi toplu hâlde hapishanelere taşınıyorlardı.
bütün hücre kapılarının hapishanelere ve tımarhanelere ait olanları tamamiyle açık olacak…!
Eğer tüm türler senin ve benim kadar aydınlanırsa, hapishanelere gerek kalmaz.
yaklaşık 1.000 Yahudiyi de hapishanelere ve tevkif kamplarına yollamıştır.
Bütün bunları hapishane sözünü tutmak için mi yaptın?
Hapishane cerrahlarının müşterileri çok farklıdır.
Hapishane kapısının kapanırken çıkardığı sesten.
Ama şu hapishane saçmalıklarıyla üzerime gelme.
Bay Hapishane Memurunun bana söylediğini söyledim, efendim.
Yani, şüpheli kişilerin veya hapishane muhbirlerinin bir şey bildiklerini söylemesi oluyor bu.
