Examples of using Harabe in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Onlar harabe kaya değil.
Kuru güverte gerekli. Tamir için…- Sancak harabe.
Trent ve Violet, eve dönen harabe bir gemi rolü yapacak.
Evet Kontes- Harabe manastırında kontunu sana bırakacağım.
Şehir harabe haline gelmişti.
Sunak taşının üstündeki şu harabe duvar için bir şey yapmalı.
Diableranın evinde harabe haritaları gördüm.
Helikopterle olmaz Harabe şehir bölgesinde uçamayız.
Onlara Harabe denir Eddie.
Helikopterle olmaz Harabe şehir bölgesinde uçamayız.
Fakat harabe olmak zorunda değil.
Ve kendine Necromancer diyen bir insan büyücü harabe hisara yerleşti.
Harabe gezip, opera izlemek benim eğlence anlayışımla uyuşmuyor.
o harabe evi alabiliriz.
Sahte bir cennet. Harabe bir şehir.
o harabe evi alabiliriz.
Burada tek bir demirci dükkânı var, orası da harabe.
Afro, beni ve kardeşimi harabe şehre kadar takip edecek.
Kayalık değil harabe onlar.
Kaya değil, harabe.