Examples of using Hasat in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bağcılık var. Cal Poly Üniversitesinde… ziraat, hasat bilimi.
Okullar yarının yetişkinleri veya çocuklarının hasat edildiği yerlerdir.
Nehre yakın şu arazi ise hasat için hazırlanabilir.
Üst üste dört başarısız hasat geçirdik.
Onlar delik değil, su altı hasat çemberi.
Üç kat hızlı büyüyen çiftlik hayvanları. Yılda iki yerine dört hasat.
İki yıldır yeterince hasat yapamıyoruz.
Bazi yillar, hasat bereketliydi.
Hasat için sana ihtiyacımız var.
Hasat ortamı artık işlevsel değil.
Onlar hasat getiren demektir.
Fasulyeler hazır olduğunda hasat partisi vereceğiz.
Ben sadece hasat yapıp haberi yaydım.
Hasat hafta sonuydu.
Hasat sırasında vagonlara balya yüklerken…-… az kalsın çocukların üzerine devrilecekti.
Kendisi hasat kızı.
Hasat kızı olman gerekiyor. Ama belki de buraya ait değilsindir.
Hasat kızlarından.
Hemde hasat zamanında!
Şimdi de anneme hasat işinde yardım etmek için izindeyim.