HATUN in English translation

chick
piliç
hatun
kız
fıstık
yavru
kadın
civciv
çıtır
kadını
girl
kız
kadın
bir kızsın
woman
kadın
bir kadin
kadını
lady
bayan
leydi
hanım
hanımefendi
kadın
kadını
hanımı
dame
kadın
hatun
bayan
kız
hanım
kadını
avrat
broad
geniş
kadın
hatun
fahişe
genel
karı
kadını
karıyı
daha
hatun
gal
kız
kadın
hatun
bir kadını
kızsın
gali
hottie
seksi
fıstık
ateşli
yakışıklı
çekici
hatun
bir çıtır
çıtır
chicks
piliç
hatun
kız
fıstık
yavru
kadın
civciv
çıtır
kadını
women
kadın
bir kadin
kadını
ladies
bayan
leydi
hanım
hanımefendi
kadın
kadını
hanımı
girls
kız
kadın
bir kızsın
broads
geniş
kadın
hatun
fahişe
genel
karı
kadını
karıyı
daha
dames
kadın
hatun
bayan
kız
hanım
kadını
avrat

Examples of using Hatun in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Terzi hatun bekliyor.
The tailor hatun is waiting.
Bu özel hatun kim peki Matthew?
What's a special broad, Matthew?
Şapkalı hatun mu?
The hottie with the hat?
O küçük hatun benim için bütün dünyadan daha değerli Shooter.
That little gal means more to me than the whole wide world, Shooter.
Buraya üçüncü gelişim ve hatun beni başından savmaya devam ediyor.
I have been out here three times and this dame keeps brushing' me off.
Bu hatun veli mi bilmiyorum.
I don't even know if this lady is a parent.
Fakat bu senin hatan değil hatun.- Evet.
But it's not your fault, woman. Yes.
Hatun pazarına götürüp satacağım seni.
I am going to sell you at the Hatun Market.
Şimdi'' İki Aptal Hatun Meksikada Tatilde'' ye dönüyoruz.
We now return to Two Lame- Chicks on Vacation in Mexico.
Hiçbir hatun o kaslara karşı koyamaz.
No hottie can resist dope pecs.
Şuradaki latin hatun var ya. Ona iyi bir gece yaşatacağım.
That spic broad over there-- i'm going to give it to her good tonight.
Hatun sen patladın.
Gal you're exposed.
Hatun değil. Ajan.
Not a dame. An agent.
Hatun o kadar hoş ki ben bile bırakıp gitmezdim.
That's one fine lady I wouldn't leave-o.
En yaşIı ve bilge hatun davul çalar.
The oldest and wisest woman plays the drums.
Hatun Tuğluk, 78 yaşında dün Ankarada hayatını kaybetmişti.
Hatun Tuğluk had passed away yesterday(September 13) in Ankara at the age of 78.
Hatun benden umudu kesti. Abim de.
My gal is disappointed in me, and… my brother.
Sanatçılarımdan biri röportajında şişko hatun'' lafını kullandı da.
When one of my artists used the phrase"fat chicks in an interview.
Hatun değil. Ajan.
An agent, not a Dame.
Hatun artık senin! Durun!
Stop it! The broad's all yours!
Results: 1003, Time: 0.038

Top dictionary queries

Turkish - English