HURDAYA in English translation

junk
çöp
hurda
ıvır zıvır
döküntü
abur cubur
pislik
önemsiz
çöplüğü
saçmalıkları
süprüntüleri
to scrap
hurdaya
kavga
in the junkyard
hurdalıkta
çöplüğe
heap
külüstür
yığını
hurdaya
sürü
yığ
piece of shit
pislik
bok parçası
boktan
bok herif
bok çuvalı
adi herif
piç
hurda
bok torbası
bir bokun
wreck
hurda
batık
harap
enkazı
kazası
kaza
haşat
mahvetmesine
harabeye
yıkacağını mı

Examples of using Hurdaya in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bu hurdaya ne diyorsun?
What about that shit heap?
Hurdaya benziyorsun! Sanki biraz mastürbasyon yüzüne baktı sanki!
You look like junk! You look like some jerk-off socked you right in the face!
Hurdaya benziyorsun! Sanki biraz mastürbasyon yüzüne baktı sanki!
You look like some jerk-off socked you right in the face! You look like junk!
Hurdaya gitmesin diye hükümet tarafından seçildi.
The government elected not to scrap it.
Şu hurdaya bir baksana.
Look at that mess.
Şu hurdaya bir bak.
Look at that mess.
Şu hurdaya bir bak.
Take a look at that mess.
Bunun gibi, hurdaya ayrıImaktan kurtulmuş eski modeller.
Early models like this that somehow escaped being scrapped.
Bunun gibi, hurdaya ayrıImaktan kurtulmuş eski modeller.
Early models that escaped being scrapped.
Sanırım bu hurdaya artık ihtiyacım olmayacak.
Guess I won't be needing this piece of junk anymore.
Hurdaya atmaya başladım… O zamandan beri bizimle birlikte.
Started tossing it scraps… Been with us ever since.
Ama o zaman gemimiz hurdaya dönmeyecek mi?
But won't that turn our ship into a piece of junk?
Hazır değilsin, hurdaya benziyorsun.
Not ready, looking like a junkyard.
Ya dünya çapındaki bu hastaneyi hurdaya emanet etmekten sorumlu olacaksınız.
You can either be responsible for consigning this world-class hospital to the scrap heap.
Yoksa sizi parçalatıp hurdaya satarım.
Or I will have you dismembered and sold for scrap.
Evet, geçtin, ama arabayı hurdaya çıkardın.
Yeah, you qualified, but you sure made a clunker out of that car.
Bay Kovaks, şu hurdaya bir çakayım!
Mr. Kovaks, let me have a swing at that shit!
Yüzyılda bile, Hala insanları yaşlarından dolayı hurdaya çıkarıyorlar.
Even in the 25th century, they still throw people on the scrap heap because of their age.
Off, baba!- Arabayı hurdaya mı çıkarmak istiyorsun?
Uffa, Dad!- Do you want to wreck this car?
Yaz bittiğinde, onu hurdaya çıkarırız.
Then, when summer's over, we will demolish it.
Results: 78, Time: 0.0433

Top dictionary queries

Turkish - English