ILGIN in English translation

interest
faiz
ilgi
ilginç
ilgili
çıkarına
ilgilendiren
yararına
bir ilgi
to do with
ile yapmak
alakası
ilgisi
bir ilgisi
yaptığımız reklam panoları ve onu asan kadın mildred hayes ile
ile mi
attention
dikkat
ilgi
dikkatini çekmek için
affine
afin
ilgin
attracted
çeker
çekmek
çekiyor
çeken
çekecek
cezbediyor
ilgisini çekiyor
çekici
etkilemelerini
dikkatini
interested
faiz
ilgi
ilginç
ilgili
çıkarına
ilgilendiren
yararına
bir ilgi
had
var
sahip
hiç
daha
beri
zaten
yok
üzerinde
ilgili
zaman

Examples of using Ilgin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bana olan ilgin… uygun değil.
Your interest in me-- it's inappropriate.
Sadece hicbir seye ilgin yokmus gibi geldi dedektif olmak ile ilgili.
You just don't seem interested in anything outside of becoming a detective.
Oyunlara ilgin var.
You have an interest in the games.
Kardeşim, Senin ilgin var mı böyle şeylere?
Brother, are you getting interested?
İntihara ilgin var mı?
Do you have an interest in suicide?
Erkeklere ilgin… var, öyle değil mi?
Men, are you not? You are interested in,?
Ama ilgin için minnettarlar.
But they appreciate your interest.
Görünüşüne çok önem veren bir kadına ilgin neden devam etti? İşte bu çok anlamlı?
Why be interested in a woman worried about her looks--?
Theresaya olan ilgin sonra diğer adamın gelmeyip senin gelmen.
All that interest in Theresa and then the other guy didn't show up, but you did.
Buraya ilgin falan mı var yoksa?
You got some interest down here or something?
Buraya ilgin falan mı var yoksa?
你是对这里有兴趣吗 What, you got some interest down here or something?
Erkeklere ilgin olduğunu Emanuele göstermeye çalışmanın… önemli olduğunu düşünüyorum.
I think it's important that you make it clear to Emanuel your interest in men.
Yardımın ve ilgin için sağ ol ama bunu konuşmak zorunda değiliz.
I appreciate your helpful interest, but we don't need to talk about this.
Şimdi ilgin var mı? Şimdi ne?
And now what? Do you have any interest now?
Bana karşı hiç ilgin veya anlayışın yok, değil mi?
You have absolutely no interest or sympathy for me, have you?
Spora ilgin var mı?
Do you have any interest in sports?
Senin müziğe ilgin varmış.
You have interest in music.
O zamana kadar da ilgin kaybolur.
By then you have lost interest.
O zamana kadar da ilgin kaybolur.
And by then you have lost interest.
Zavallı, Bay Jordanın çimlerine olan bu ani ilgin neden arttı?
Why this sudden interest in poor Mr. Jordan's grass?
Results: 155, Time: 0.0399

Top dictionary queries

Turkish - English