INAT in English translation

stubborn
inatçı
inat
dikbaşlı
spite
kin
inat
nispet
garez
stubbornness
inat
i̇natçılık
obstinate
inatçı
dik kafalı
inat
persistence
inat
sebat
israr
inatçılık
kararlılığınıza
azim
sürekliliği
sabır
devamlılık
so difficult
kadar zor
inat
bu kadar geçimsiz
kadar huysuz
demem o kadar zor
so
yani
peki
öyle
yüzden
kadar
böylece
o yüzden
demek
ki
de
carrying
taşımak
taşıyan
taşıyın
devam
yanında
taşır
taşıma
taşıyayım mı
of obstinacy

Examples of using Inat in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Nasıl tanımlanır bilmem ama saf inat bu.
But sheer persistence. I don't know how else to describe it.
Bu inat.
Yoldan çekilin! Neden şimdi inat ediyorsun?
Why are you being so difficult now? Out of the way!
Artık yalnızca inat ediyor.
Now she's just being stubborn.
Bleda, sırf Attilaya inat onu istedi.
Bleda claimed her just to spite Attila.
Ama aptalca davranmakta inat ediyorsun.
Because you have always been a stubborn idiot.
Yine yıkacaklar, ama inat ediyor.
They will tear it down again, but he's stubborn.
Fikrini değiştirdin ve inat ediyorsun.
You changed your mind and you're being stubborn.
Bu konuda ne kadar inat edeceksin?
How stubborn are you gonna be about this?
Bencilce bir inat bu.
It's a stubborn kind of selfishness.
Rahatlıkla yapabilirsin ama belki inat ediyorsun.
Or maybe you're just being stubborn.
Öyle mi? Daha ne kadar inat edeceksin?
How stubborn are you gonna be about this?
Bilezikler sıkıyor Bileziklerim inat ediyor.
The bangles are being stubborn The bracelets entangle.
Savcı Jung inat ediyor.
Prosecutor Jung is being stubborn.
O inat ediyor.
She's making her stand.
Eğer inat etmeye devam edersen, gebereceksin, bunu bil.
If you continue to be stubborn, you will die a very cruel death.
Hâlâ inat ediyorsan.
If you still resist.
Sana inat olsun diye hastalanmadı.
She didn't get sick just to spite you.
Neden inat ediyorsun?
Why-- why are you holding out?
Sana inat bir tane besleyeceğim.
To spite you I'm gonna get one.
Results: 99, Time: 0.0498

Top dictionary queries

Turkish - English