KALITELI in English translation

quality
kalite
nitelik
iyi
özellik
good
iyi
güzel
harika
uslu
sağlam
sevindim
fine
iyi
güzel
tamam
peki
ince
ceza
sorun
yolunda
uyar
kaliteli
high-end
üst düzey
yüksek kalite
lüks
pahalı
son teknoloji
üst sınıf
kaliteli
yüksek teknolojili
son model
üst seviye
vintage
eski
antika
nostaljik
bağbozumu
klasik
kaliteli
mahsulü
model
şarap
classy
şık
zarif
mükemmel
sosyetik
klâs
güzel
kaliteli
klasik
havalı
premium
prim
özel
birinci sınıf
kaliteli
yüksek kaliteli
high-class
üst sınıf
birinci sınıf
yüksek sınıf
kaliteli
glorified
tespih
yücelt
tesbih et
tesbih ederler
tenzih et
tesbih eder
tenzih eder
yüceltip noksanlıklardan tenzih et
tesbih olmasaydı
high-grade
yüksek kalite
yüksek dereceli
birinci sınıf
üstün kaliteli
yüksek rütbeli

Examples of using Kaliteli in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Önce çok kaliteli bir restoran seçtim. Tamam.
First of all, I picked out a very classy restaurant. Okay.
Evet. Aslında kaliteli postacı ama fazlasıyla önemli!
Yeah, glorified postman, really, but frightfully important!
Donovanın fotoğrafını yukarıdaki kaliteli viskilerin yanına koyduk.
Keep donovan's photo up there with the top-shelf whiskey.
Çok kaliteli de maldır.
It's high-grade stuff too.
Yemekler kaliteli, değil mi?
Food's high-class, all right?
Kaliteli bir çelikte o fiyatla iş yapmak imkansız.
It's impossible to do the job at that price with premium steel.
Kaliteli sığır seçimi, mükemmel seçim.
Vintage Select Beef, excellent choice.
Şehirde kaliteli kurşun alabileceğin bir kaç yer var.
There's only a few places in town you can get high-end lead like this.
Kaliteli şeyler istiyorum.
I want to do something classy.
Benim böyle kaliteli şeylerle ne işim olabilir?
What would I be doing with that top-shelf stuff?
Bu, kaliteli bir hücre bifteği değil.
This is not some glorified cell steak.
Kaliteli bir torba ot bulurlarsa.
They turn up a bag of high-grade chronic.
İki ton kaliteli ot var burada.
I got two tons of premium weed.
Çok kaliteli. Bunlar… gerçekten çok güzel şeyler.
These are, uh, real nice things. Very high-class.
Kaliteli şaraplık bölge toplayıcılık için uygun değil.
The vintage wine region isn't a good one for grape picking.
Önce çok kaliteli bir restoran seçtim.
First of all, I picked out a very classy restaurant.
Piyano, kaliteli içki… yemek yerleri, güzel bir menü.
Piano player, top-shelf liquor, dining room, good menu.
Kaliteli toksinler uzmanlık alanımdır.
High-grade toxins are my specialty.
Eskiden beni bu kaliteli… tavuk kümesine hapsettiğine inanamıyorum.
In this glorified chicken coop. I can't believe you used to lock me up.
Kaliteli bebek bakıcılığı ucuz değil kızlar.- 20 dolar mı?
Bucks? Premium infant care doesn't come cheap,?
Results: 1979, Time: 0.101

Top dictionary queries

Turkish - English