QUALITY TIME in Turkish translation

['kwɒliti taim]
['kwɒliti taim]
iyi vakit
good time
great time
nice time
quality time
wonderful time
kaliteli vakit
zaman geçirebilin ve telefonunuzla sakin kaliteli
nitelikli zaman
iyi zaman
good time
great time
nice time
time well
quality time
fine time
a wonderful time

Examples of using Quality time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That's good quality time with mommy.
Annecik ile kaliteli zaman geçirmek için bu numara iyiydi işte.
Great to spend some quality time with you, April.
Seninle bu kadar kaliteli bir zaman geçirmek ne harika, April.
Remember what you said about quality time with your family?
Ailenle nitelikli vakit geçirmekten bahsetmiştin, hatırlar mısın?
Can't we just sit and enjoy quality time?
Neden oturup, geçirdiğimiz iyi vaktin tadını çıkartamıyoruz?
Quality time.
Özel zamanlar.
We're here for quality time with the kids.
Biz çocuklarla biraz kaliteli zaman geçirmek için buradayız.
They never spend any quality time together.
Birlikte hiç kaliteli bir zaman geçirmediler.
It's time for Abbey and I to have some quality time together.
Abbey ile birlikte kaliteli zaman geçirme vaktimiz geldi.
And looking forward to some quality time together.
Ve beraberce biraz kaliteli zaman geçirmeyi iple çekiyorum.
Get to spend any quality time with you. Because she knows I never.
Size herhangi bir kaliteli zaman geçirmek olsun. O ben asla bilir çünkü.
We have gotten some real quality time together, and it's getting better and better.
Beraber epey kaliteli bir zaman geçirdik ve daha da iyiye gidiyor.
Ryan and I spent some quality time in a psychic sweat lodge.
Ryanla psişik saunasında kaliteli bir zaman geçirdik.
At least I had some quality time with Liddy.
En azından kızımla biraz başbaşa zaman geçirebildim.
Do visit us some day… for quality time!
Bir gün ziyaretimize gel, kaliteli zaman geçirmek için!
Besides, you and I could use some quality time.
Ayrıca senle biraz hoş zaman geçirebiliriz.
That was quality time.
Seth-Ryan zamanına ne oldu? Kaliteli bir zamandı.
Tamara and I could log some well-deserved quality time over hot chocolates.
ben sıcak çikolatalarımızla hak ettiğimiz güzel zamanı geçirebilirdik.
Because she knows I never get to spend any quality time with you.
O ben asla bilir çünkü size herhangi bir kaliteli zaman geçirmek olsun.
Yeah, I think Sam's only interested in quality time with the Moulin Rouge.
Evet, bence Sam sadece Moulin Rouge ile kaliteli zaman geçirmekle ilgileniyor.
Needs more quality time with you. He's all messed up.
Berbat halde. Seninle kaliteli zaman geçirmesi gerek.
Results: 235, Time: 0.0456

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish