Examples of using Keten in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Onlara ipekler, keten kumaşlar, iki kutu kavanoz yüklendi.
Keten mi acaba? Yoksa.
Senin için keten çarşafları ayırdım.
Keten tohumu hiç yakışmamış.
Keten daha uygun olacak.
Kendilerine yarım ton keten borçlu olduğum bütün bayanlar için.
İpek, keten, pamuk veya sentetik kumaştan yapılabiliyor.
Keten ayakkabılar giyiyor, çelik burunlu botlar değil.
Keten değil Saten olur.
Onu keten filizine attım.
Bunlar keten ve pamuk.
Keten yüklüğü unuttuk. Anahtarlar onda!
Sanırım keten. Ben pek keten giyecek bir tip değilim.
Keten o.- Gördün mü?
İçinde keten tohumu yok.
Keten tohumu hiç işe yaramadı.
Lucia keten dokuyor Kağıdı çevirip palyaçoyu görüyor!
Sonra keten mendilleri.- Önce tüm gümüşleri.
Yün, keten bulur, Zevkle elleriyle işler.
Chino gömlek ve keten Oxford pantolon. Dolabın dibinde buldum.