LINEN in Turkish translation

['linin]
['linin]
keten
linen
flax
linseed
lint
flaxseed
flaxen
çarşaf
sheet
linen
burqa
blanket
chador
burka
bedding
çamaşır
laundry
the washing
underwear
linen
wash
clothes
washer
panties
lingerie
bir örtü
a blanket
linen
a covering
a mantle
cloth
a veil
tablecloth
are a garment
a quilt
ketenin
bez
diaper
rag
cloth
gland
canvas
linen
nappies
swab
pampers
gauze
kumaş
fabric
cloth
material
textile
drapes
the strinne
linen
nevresim
çarşafları
sheet
linen
burqa
blanket
chador
burka
bedding
ketenler
linen
flax
linseed
lint
flaxseed
flaxen
çarşafların
sheet
linen
burqa
blanket
chador
burka
bedding
ketenleri
linen
flax
linseed
lint
flaxseed
flaxen
çarşaflarını
sheet
linen
burqa
blanket
chador
burka
bedding
çamaşırlarını
laundry
the washing
underwear
linen
wash
clothes
washer
panties
lingerie
çamaşırlar
laundry
the washing
underwear
linen
wash
clothes
washer
panties
lingerie
ketenden
çamaşırları
laundry
the washing
underwear
linen
wash
clothes
washer
panties
lingerie
keteni

Examples of using Linen in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Linen closet.
Çamaşır dolabındaydı.
The linen and towels are Egyptian cotton.
Nevresim ve havlular Mısır pamuğu.
Perhaps you could talk to him while I get fresh linen on the mattress.
Belki yatağına temiz çarşaf sererken onunla konuşabilirsiniz.
But I saw a big, fluffy linen closet at the end of the main hallway.
Koridorda geniş, yumuşak bir örtü dolabı gördüm.
And… linen bandages.
Ve… Bez bandajlar.
I have come to replace the linen.
Çarşafları değiştirmeye geldim.
Pottery, linen and these clay seals,
Çömlekler, ketenler ve şu kil mühürler,
When did I become a man who-who needs a linen closet?
Çamaşır dolabına ihtiyaç duyan birine ne zaman dönüştüm?
I had six trustees with me, and the rest were upstairs doing linen swap.
Yanımda 6 emanetçi vardı ve diğerleri de yukarıda çarşaf değiştiriyordu.
books, fabrics, linen.
kumaş, bez ve iplik aldık.
Like a big, fluffy linen closet But I saw… at the end of the main hallway.
Koridorda… geniş, yumuşak bir örtü dolabı gördüm.
They need clean linen.
Çarşafların yıkanması lazım.
I was supposed to deliver fresh linen.
Temiz çarşafları götürmem gerekiyordu.
On top, the linen, as it's delicate.
Ketenler en üstte olmalı, Bu önemli.
Now that he reorganized the linen closet… you can't use a dish without washing it.
Çamaşır dolabını yeniden düzenlemiş… yıkamadan tabak kullanamazsın.
To make up your bed. I will go up and get some clean linen.
Yukarıya çıkıp yatağına sermek için temiz çarşaf getireceğim.
Yes. Big, fluffy linen closet is good.
Evet! Geniş, yumuşak bir örtü dolabı gayet iyi.
The linen isn't disinfected properly.
Çarşafların uygun olarak dezenfekte edilmiyor.
Where are you taking this linen?
Bu ketenleri nereye götürüyorsun?
Madam got it into her head to bleach all the linen. Yeah.
Madam, tüm çarşafları ağartmak istiyor.- Evet.
Results: 357, Time: 0.0992

Top dictionary queries

English - Turkish