KLAVYE in English translation

keyboard
org
klavye
piyano tuşları
keypad
tuş takımı
tuş takımına
klavye
şifre
typing
tarz
yazın
daktilo
çeşit
tipi
türü
grubu
yaz
tipler
keyboards
org
klavye
piyano tuşları
clavier
bir klavye

Examples of using Klavye in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Klavye Gibsonun aygıtına… bu programla girdi. Kırmızı.
For hacking the implant inside Gibson's head. This is Keyboard's program Red.
Kırmızı. Klavye Gibsonun aygıtına… bu programla girdi.
For hacking the implant inside Gibson's head. This is Keyboard's program Red.
Klavye ama küresel.
A keyboard, but spherical.
Bu sefer klavye başında olmayacaksın sanırım. Tabii.
Looks like you're not sitting behind a keyboard for this one. Sure.
Klavye başında, direksiyon başında olduğundan çok daha iyi.
She's a lot better behind a keyboard than a steering wheel.
Tek elle klavye kullanmak ne kadar zor biliyor musun?
You know how difficult it is to work a keyboard with one hand?
Tek elle klavye kullanmakne kadar zor biliyor musun?
You know how difficult it is to work a keyboard with one hand?
Şuna bak. Klavye, monitör var ama bilgisayar yok.
Look at this- a keyboard, a screen, but no computer.
Klavye çalmada iyi olacağıma inanan bir sendin.
Only you believed that I would be good on keyboard.
Bu doğru, klavye ya da fareye ihtiyacın olmayacak.
No need for a keyboard or a mouse. That's right.
Bu doğru, klavye yada fareye ihtiyacın olmayacak.
No need for a keyboard or a mouse. That's right.
Belki daha iyi klavye kullanabilmeleri için parmakları büyür.
To bang on the keyboard. Maybe their fingers will grow, so it will be more convenient.
Klavye için birini arıyoruz.- Tamam, güzel.
Okay. We're looking for keys. Cool.
Klavye için birini arıyoruz.- Tamam, güzel.
Cool.- We're looking for keys.- Okay.
Bekleyin! Klavye de gerekli!
Wait! We need a keyboard too!
Klavye için birini arıyoruz.
We're looking for keys.
Klavye benim işim.
Tippy-tappy is my thing.
Klavye Gibsonun aygıtına bu programla girdi.
This is Keyboard's program for hacking the implant inside Gibson's head.
Onu Klavye olarak tanıyorsun.
I believe you know him as Keyboard.
Klavye başında kimse ondan iyi olamaz.
No one's better on a keyboard.
Results: 723, Time: 0.0384

Top dictionary queries

Turkish - English