A KEYBOARD in Turkish translation

[ə 'kiːbɔːd]

Examples of using A keyboard in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The radio receiver plugs into a keyboard port or USB port.
Radyo alıcısı bir klavye ya da USB bağlantı noktasına takılır.
Show a confirmation dialog whenever a keyboard accessibility feature is turned on or off.
Bir klavye erişebilirlik özelliği etkinleştirildiğinde ya da pasifleştirildiğinde bir doğrulama penceresi göster.
Eric got a keyboard and gathered some players together to practice.
Eric, bir klavye aldı ve birlikte pratik yapmak için bazı çalgıcıları topladı.
It's not a keyboard.
Bu bir klavye değil.
Is that a keyboard?
Oradaki klavye mi?
Like the Surface Book, the Surface Book 2 is shipped with a keyboard.
Surface Book gibi Surface Book 2 de bir klavye ile gönderilir.
There's a keyboard for the safety blockage near the door.
Kapının yanında, emniyetli blokaj için bir klavye var.
You can't just say,"It's great we have a keyboard.
Şöyle diyebilirsiniz--'' Yaşasın! Böyle bir klavyemiz var.
Surface Book is a first-time Surface-family 2-in-1 to be shipped with a keyboard.
Surface Book, bir klavye ile birlikte gönderilen ilk Surface-2si 1 arada PC-dir.
like these here, and a keyboard.
aynı bunun gibi, ve de bir klavye.
You're one of the best we have got with a mouse… and a keyboard and you want to be Dirty Harry?
Benim sayemde buradayız. Fare ve klavye söz konusu olunca bir numarasın… ama sen Kirli Harry olmak istiyorsun,?
Would you do if your bestie wasn't a keyboard cowboy, besides, well, actually talk to your father?
En iyi arkadaşın klavye kovboyu olmasa babanla konuşur muydun?
I just thought that if you got behind a keyboard again that things would just start to feel normal.
Tekrar klavyenin ardında olursan, işler normal görünmeye başlar diye düşünmüştüm sadece.
Rather than using a keyboard and mouse, why can I not use my computer in the same way that I interact in the physical world?
Klavye ve fare kullanmak yerine, neden bilgisayarımı fiziksel dünyayla etkileşim kurduğum şekilde kullanamayayım?
These instruments can be played using a pre-recorded MIDI file or via a controller device that uses the MIDI protocol, such as a keyboard or drum pad.
Bu enstrümanlar önceden kaydedilmiş bir MIDI dosyasını kullanarak veya klavye ve tamburlu tuş takımı gibi MIDI protokolünü kullanan bir kontrol cihazı vasıtasıyla çalınabilir.
can also be brought up as it receives a keyboard input.
çekicilik çubuğundaki arama düğmesini tıklayarak görüntülenebilir ve klavye girişi aldığında da açılabilir.
Every time we touch an object-- anything, from, um, a keyboard to a steering wheel.
Herhangi bir nesneye her dokunuşumuzda bu klavye olabilir direksiyon olabilir.
In April 2016 SwiftKey released a keyboard that emulated William Shakespeare's speech called ShakeSpeak celebrating the 400th year of the author's death.
Nisan 2016 yılında yazarın ölümünün 400. yılını kutlamak amacıyla, William Shakespearein konuşmasını taklit eden ve ShakeSpeak denilen SwiftKey klavye yayınlandı.
But we quickly found out that dolphins simply were not going to hang around the boat using a keyboard.
Fakat kısa süre içinde anladık ki, yunuslar klavye kullanarak botun etrafında takılmayacaktı.
Who do you think would throw a brand-new television into the river and a keyboard, of all things?
Kim böyle yeni bir televizyonu nehre atar ki? Yanında klavyesi ve öbür şeyleri de var?
Results: 97, Time: 0.0328

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish