KUSMUK in English translation

vomit
kusmuk
kusmak
puke
kusmuk
kusmak
istifra
barf
kusmuk
kusma
kusacak
kusana kadar
sick
hasta
hastalık
iğrenç
sapık
manyak
hastaydı
hastalandı
bıktım
sıkıldım
throw-up
kusmuk
kusma
barfing
kusmaya
kusan
kusmuk
kusuyorsun
chunder
kusmuk
pukes
kusmuk
kusmak
istifra

Examples of using Kusmuk in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Önceden ve sıkça kusmuk kovanı kullanmanı tavsiye ederim.
I suggest you use your chunder bucket early and often.
Burnfield, pizza ve dünyanın kusmuk merkezi. Evet.
Of the world. Yeah. Burnfield, pizza and puke capital.
Gibi kokuyor Analiz yapalım Lahana ve kusmuk.
It smells Like carrots and throw-up.
Kusmuk kovasını uzatın. Evet, teşekkürler.
Thanks. Yeah. Pass me the sick bucket.
Neden buraya getirttiğimi söyleyeyim, sizi çifte kavrulmuş kusmuk torbaları!
Here's why I brought you, you twice-Baked barf bags!
Hayır, Çamaşır Makinesindeki Dedektif Kusmuk.
No, Detective Pukes in the Washing Machine.
Sanki Edith Head kusmuş ve bu kusmuk tasarlamış gibi duruyor.
It looks like Edith Head puked and that puke designed these costumes.
Hayır, bütün havayollarından kusmuk torbası toplarım.
No, I collect barf bags from airlines all over the world.
Yani daha çok kavgalara engel olup kusmuk temizleyeceksin.
I mean, you will mainly be stopping fights and clearing up sick.
Burada bir sürü rokfor var, kusmuk gibi kokuyorlar, anne!
There's so much blue cheese here, it smells like barf, Mom!
Omarın dik yatak projesi, bir bardak soğuk kusmuk gibi dibe vurdu.
Omar's flatbeds scheme went down like a cup of cold sick.
Bir kapıcımız var neredeyse koridorlarda hiç kusmuk yok.
And there's almost no barf in the hallways. I mean, we got a doorman.
Arkadaşımı bekliyorum. O bankta kusmuk vardı.
That bench had sick on it. I'm just waiting for a friend.
İğrencim. Sokakta kusmuk var.
I'm disgusting. There's sick on the street.
Plastik kusmuk, ve…?
The plastic vomits, and the…?
Siyah ampuller… plastik kusmuk, ve…?
The plastic vomits, and the…?
Sanki Edith Head kusmuş ve bu kusmuk tasarlamış gibi duruyor.
And that puke designed these costumes. It looks like Edith Head puked.
Hey, Todd, kusmuk paspasımı verir misin?
Hey, Todd, can you pass me the puke mop?
Çığlık yok, kusmuk yok. Masaların altına yapışmış sümük yok.
No screaming, no vomiting, no boogers under the table.
Yanınızda kusmuk torbası getirmek isteyebilirsiniz.
And you might want to pack a barf bag.
Results: 596, Time: 0.038

Top dictionary queries

Turkish - English