Examples of using Leke in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kırışıklık veya leke olmadan.
Evlenmemiş olmak erkek için bir… leke değildir.
Doktor. Akciğerlerinin birinde bir leke bulduk. Tamam.
Zaten suratı da leke gibi görünüyor.
Arabada leke yok yani bagajda vurulmamış.
anlamsız leke olacağım.
Her çizgi, her kırışıklık, her leke.
Çocuğun teki söyledi diye bir papaza leke sürecek değilim.
Neden hatalarımı ödeyip, bu leke ile büyümeli?
Bu yüzden bana yerde tecavüz et. Leke olur.
Ve bu leke gerçeği gizler.
bir leke var.
Ben de adli tıpa odaklandım. Özellikle leke dokularının fiziki yapısı üzerine.
İlginç olan şey pek de önemli görünmeyen buradaki şu küçük kırmızı leke.
Ve maalesef o yalnız leke… tadın isteğiymiş.
O zaman sadece leke olur.
Yani, bu anlamda büyük kırmızı leke biraz fırtınaya benziyor.
Ve bu leke gerçeği gizler. Evet, gerçekten.
Leke, leke, orta parmak, leke.