Examples of using Mevsime in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
insanlar ve mevsimler… burada her mevsime aşık olmaya başlarsınız.
Bir çay odasında her zaman içinde kaligrafi ve… mevsime göre taze çiçekler bulunan bir duvar oyuğu vardır.
Bir çay odasında her zaman içinde kaligrafi ve… mevsime göre taze çiçekler bulunan bir duvar oyuğu vardır.
Sonbaharda gündüzler kısaldıkça göçmen kuşlar mevsime göre besin kaynaklarının daha az farklılık gösterdiği daha sıcak yerlere göç ederler.
Bunlardan hangisini yapacağını da, mevsime saate ve havaya göre seçiyor.
Mevsime bağlı duygusal rahatsızlık:
Bu turizm biçimleri mevsime bağlı değil ve zorlu kur ve ekonomi dönemleri bunlar üzerinde etki yaratmıyor.
Tüy değiştirmek zaman aldığı ve mevsime göre değiştiği için gaganın koyulaşması daha kolay kontrol edilebilir.
Doğu-Batı oryantasyonu sayesinde kıtanın bir ucundaki türlerin benzer iklim ve mevsime sahip diğer kısımlarda da yaşayabilmelerine imkan vardı.
Sosyeteye yeni katilacak kizlar, katilimlari herkesin kötü kokusuyla anacagi… bu mevsime denk düstügü için dertliydiler.
Sosyeteye yeni katilacak kizlar, katilimlari herkesin kötü kokusuyla anacagi… bu mevsime denk düstügü için dertliydiler.
Şeftaliler Mevsimini konuşarak başladılar.
Eşek avı mevsimleri olup olmadıklarını bile bilmiyoruz.
Deniz Aslanı üreme mevsiminin sonlarında bolca uygulama şansları oluyor.
Sevilenlerle birlikte olma mevsimidir, bana öyle söylendi.
Yaz mevsiminin en büyük etkinliği ise Iron Maiden konseri oldu.
Tropik fırtına mevsimine birkaç hafta kaldı.
Av mevsimini yeniden aç.
Av mevsimini tekrar açıp tur rehberinin kurt adamı avlamasına izin ver!
